ERKEN TEŞHİS HAYAT KURTARIR     
Meme kanseri, dünyada her yıl 1 milyon 700 binden fazla kadını etkiliyor. Ülkemizde de durum çok farklı değil, zira her 8 kadından biri; hayatının bir döneminde meme kanserine yakalanıyor. Meme kanseri, kadınlarda görülen kanserlerin yüzde 33’ünü oluşturuyor. Erken teşhis edildiği takdirde meme kanserine bağlı ölümlerde ciddi oranda azalma saptandığını söyleyen Samsun Liman Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü’nden Opr. Dr. Aytek Çakmak kanserde erken teşhisin önemi hakkında açıklamalarda bulundu.

MEME KANSERİNDE ERKEN TEŞHİS
Meme kanserinde erken teşhisin çok önemli olduğunu ve bu konuda herkesin bilinçlendirilmesi gerektiğini söyleyen Opr. Dr. Aytek Çakmak, “Erken evrede meme kanserleri diğer kanser çeşitlerinde olduğu gibi ileri dönemlere gelene kadar net bir belirti vermeyebilir. Erken teşhiste en önemli faktör, kişinin bu konuda bilinçlendirilmesidir. Bu nedenle, meme kanserinin erken tanısı için önerilen kontrol programlarını uygulamak çok önemlidir. Meme kanserine erken evrede tanı konulması, tedavinin başarıya ulaşma ve hayatta kalma şansını arttırır” dedi.

MEME KANSERİNE BAĞLI ÖLÜMLERDE AZALMA
Meme kanserine erken tanı konulması için yapılması gerekenler hakkında bilgi veren Aytek Çakmak, “Erken tanı için üç temel yöntem uygulanabilir. Bunlar; evde kendi kendine yapılan meme kontrolleri, doktor tarafından yılda bir yapılan meme muayeneleri ve mamografi (meme röntgen filmi) olarak sayılabilir. Kadınların 20 yaşından sonraki dönemde, her ay memelerini kendi kendilerine muayene etmeleri gereklidir. Menopoz öncesi dönemde adetin başlangıcından sonraki 7-10. günlerde, menopoz sonrası dönemde ise her ayın aynı gününde muayene yapılmalıdır. Meme dokusu içerisinde herhangi bir şüpheli kitle ele geldiğinde, vakit geçirmeden doktora başvurulmalıdır. 20 yaşından sonra 2 yılda bir, 40 yaşından sonra yılda bir kez meme muayenesi yaptırılmalıdır. Bu şekilde takip edilen kadınlarda, kanserin çok erken dönemlerde tespit edilebildiği ve meme kanserine bağlı ölümlerde yüzde 30 oranında azalma sağlandığı saptanmıştır” şeklinde konuştu.

MEME KANSERİNİN BELİRTİLERİ
Meme başından kanlı veya kansız akıntı gelmesinin meme kanserinin belirtileri arasında yer aldığını vurgulayan Aytek Çakmak, koltuk altında görülebilen ve elle fark edilen ağrılı ya da ağrısız şişliklerin de meme kanseri belirtisi olabileceğini söyledi. Çakmak sözlerine şunları ekledi: “Meme kanserin belirtileri arasında şunlar da yer almaktadır: Memede genellikle ağrısız, sert yapılı, hareket ettirilebilen veya yerinden oynamayan, zamanla büyüyebilen yapıda ve karakterde ele gelen şişlikler. Gözle görülebilir şekilde, meme boyutunda ve şeklinde değişiklik. Meme cildinde kızarıklık, morluk, yara, damar genişlemesi, içeri doğru çöküntü, yaygın küçük şişlikler, portakal kabuğu görünüşü gibi noktasal çekintiler. Meme başı ve çevresinde, renk ve şeklinde değişiklik, meme başında genişleme, düzleşme, içe çökme, yön değiştirme, kabuklanma, çatlaklar ve yaralar.”

MEME KANSERİ RİSKİ ALTINDA BULUNANLAR
Meme kanserinin risk faktörleri hakkında da değerlendirmelerde bulunan Çakmak, “ Meme kanseri risk faktörleri şunlardır: Meme kanserinde kadın olmak birinci derece risk faktörüdür. Ailede meme kanseri öyküsü bulunan kişinin meme kanserine yakalanma riski diğer insanlara göre daha fazladır. Yaş ilerledikçe meme kanseri görülme riski artar. Beyaz tenli kadınlar, esmer tenli kadınlara göre yüzde 20 daha fazla risk altındadır. Meme kanseri vakalarının yüzde 5-10’u genetiktir. Aileden geçen bozuk genler (mutasyon) sonucu oluşmaktadır. Genetik meme kanserinin en sık rastlanan nedeni, BRCA1 ve BRCA2 genlerinde genetik mutasyondur. BRCA mutasyonuna sahip aile üyeleri için risk, yüzde 80 oranındadır. 15 yaşından önce radyoterapi tedavisi görmek, 40 yaşından sonra meme kanseri olma riskini yüzde 35’e çıkarmaktadır. 55 yaş ve üstü kadınların 3’te 2’sinde, yayılma gösteren meme kanseri bulunmaktadır. Yaşlanma veya yaşam şekli gibi faktörler, meme kanseri riskini zaman içinde değiştirebilir. Uzun süreli fazla sigara tüketiminin meme kanseri riskini arttırdığı tespit edilmiştir. Fiziksel aktivite ve düzenli spordan uzak, hareketsiz bir yaşam, meme kanseri oluşum riskini artırmaktadır. Şişmanlık ve doğurganlık da çağındaki kadınlarda meme kanseri riskini 2 katına çıkarır” ifadelerini kullandı.

MEME KANSERİNDEN KORMAYALIM
Çakmak açıklamalarını şu şekilde sürdürdü: “Meme kanserinden korkmayalım geç kalmaktan korkalım. Önlem olarak evde kendi kendine yapılan meme kontrolleri, doktor tarafından yılda bir yapılan meme muayeneleri ve mamografileri(meme röntgen filmi) ihmal etmeyelim. Evde kendi başımıza yaptığımız muayeneler bir süre sonra lüzumsuz ve sıkıcı gelmeye başlıyor ve ben bir şey anlamıyorum, diyerek vazgeçiliyor. Elimizle bir şey hissetmememiz iyi bir şey. Muayenede nohut tanesi veya ceviz tanesi gibi bir sertlik hissedersek hemen bir hekime müracaat etmemiz gerekir.”


SAĞLIK
 
Telif Hakkı © Haber Medya Grubu
RSS Samsun haber İletişim