WILMA ELLES    
Oyunculuğu, güler yüzü ve güzel Türkçesi ile büyük beğeni toplayan
Wilma Elles


“Öyle Bir Geçer Zaman Ki” adlı dizisinde canlandırdığı Caroline karakteriyle Türkiye’de şöhreti yakalayan Alman oyuncu Wilma Elles, ülkesine döner mi, dönmez mi tartışmaları yapılırken Kerem Göğüşle evlendi, hem anne hem Müslüman oldu ve Türkiye'ye yerleşti. Oyunculuğu, güler yüzü ve güzel Türkçesi ile büyük beğeni toplayan Elles ile yeni dizisi Offscreen’ı ve hakkında merak edilenleri konuştuğumuz keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik.

HABERHAYAT: Yeni diziniz ‘Offscreen’dan bahseder misiniz?

WILMA ELLES:
Offscreen dizisi, Almanya’nın ikinci devlet kanalı olan ZDF’de yayınlanan bir prodüksiyon. Bu ZDF’nin ilk internet dizisi olduğu için proje ile ilgili heyecanımız bir kat daha artıyor. İnternet televizyonu Almanya’da birkaç yıldan beri var, şimdilerde devlet kanalları bile bu trend’in üzerine gidiyor. Offscreen’da Sıla Şahin, Ralf Richter, Raul Richter gibi Almanya’nın çok ünlü oyuncuları ile kamera karşısına geçtim. Çekimler benim için çok güzel geçti. Offscreen, medya dünyasının perde arkasını anlatıyor. Dizide eskisi kadar başarılı olmayan birinin tekrar başarılı olmak için neler yaptığı anlatılıyor. İlginç olan da herkesin kendi ismini rol içinde kullanması. Sıla Şahin, Bridget Jones tiplemesinde bir sürü komiklikler yapıyor. Ben de onun rakibini oynuyorum.

HABERHAYAT: Yeni projeniz için saçlarınızı kızıla boyattınız. “Rolüm için her şeyi yaparım” diyenlerden misiniz?

WILMA ELLES:
Rol için saçlarım boyatırım, keserim, kilo alırım ve kaybederim. Eskiden öyle değildi, uzun saçlarım benim için büyük önem taşırdı ama artık o kadar takılmıyorum. O yüzden kırmızı çizgim yok, diyebilirim. Benim için önemli olan tek şey, filmin iyi bir prodüksiyon olması ve genel mesajının iyi olması.

HABERHAYAT: Sizce Türk izleyicisi internette yayınlanan dizilere alışabilir mi?

WILMA ELLES:
Bence internet dizileri gelecekte çoğalacak. Şu an Amerika’da, Almanya’da internet dizileri yaygın. Türkiye’de de öyle olacak, böylelikle insanlar istediği zaman ve saatte dizileri özgürce izleyebilecek. Ancak TV’de kalacak, çünkü esnaflardaki televizyonlar için bir yayın akışı olması çok faydalı. Bu “CD’ler geldi, ama radyo kaldı” gibi bir durum. Bence seyirci ilerleyen zamanlarda internet programlarının içine daha çok dahil olacak ve bir hikayenin nasıl devam edeceğine dair seçimler yapabilecek.

HABERHAYAT: Türk oyuncuları set saatlerinin uzun olmasından yakınıyor. Peki, Almanya’da çalışma saatleri nasıl?

WILMA ELLES:
Benim için oyunculuk hayat özlerinden biri. 24 saatimi oyunculukla geçebilirim. Daha önce çalıştığım şirketler disiplinimi bilir. Almanya’da da bazen uzun saatler çalışılıyor ama yapım şirketleri bunu çok yapmıyor, çünkü ekip fazladan çalıştığı her saat için ciddi rakamda para alıyor.

HABERHAYAT: Oyunculuk dünyasında son dönemde ‘tükenmişlik sendromu’ rahatsızlığı yaşanıyor. Siz hiç bu raddeye geldiniz mi?

WILMA ELLES:
Bu durum oyunculuk ile alakalı bir şey değil bence. İnsanın kendi ruh hali ile alakalı bir durum. Stres yaşıyorum ama onun için yardımcı yöntemler geliştirdim. Küçük bir şehirden, metropol İstanbul’a yalnız geldim. Türkçe bilmiyordum ve bir Türk dizisinde başrol oynadım. Hem de herkesin nefret ettiği bir karakter. Müthiş bir prodüksiyondu, dizinin ilk bölümünden itibaren sokakta herkes tarafından tanınır oldum. Tabii ki çok stres oluyordu ama uyguladığım yöntemler ruhsal dengemi sağladı. Bu dönemde ruhsal eğitime daha çok zaman ayırmamız lazım. Ruhsal eğitimi, dış fırçalamak gibi her gün pratik ediyorum.

HABERHAYAT: Geçen sene Türk vatandaşı oldunuz. Ne hissediyorsunuz?

WILMA ELLES:
Çok müteşekkirim ve mutluyum. Uzun zamandır yaşadığım yerde ben de herkesle aynı hakları ve aynı görevleri paylaşmak istiyordum. Kim yaşadığı yerde yabancı olmak ister ki? Hiç kimsenin gittiği yerde bir yabancı gibi kalmamasını diliyorum.

HABERHAYAT: İkiz bebeklerinizi de çekimlerin yapıldığı Almanya’ya götürdünüz. İkiz bebek büyütmenin zorlukları nelerdir?

WILMA ELLES:
Evet, hep birlikte Almanya’daydık. Hem kardeşimin hem babamın evinde kaldık. Çok iyi oldu böylelikle çocukların büyükbabayla olan ilişkisi çok güçlendi. İkiz bebek büyütmek çok güzel, çok eğlenceli ve çok keyif veriyor. Ama tabii ki iki tane küçük bebekle ilgilenmek kolay değil. Annemin nasıl tek başına beş çocuk büyüttüğünü düşündüğümde, ona her geçen gün daha çok hayran kalıyorum. Hem de hepimiz çok şükür sağlıklı, sosyal, kendi alanlarımızda başarılıyız. Tehlikeler her yerde. O yüzden çocuklarımı kendini düşünen, kendi ayaklarının üstünde duran insanlar olarak büyütmek istiyorum. Mesela; korumalı bir yerde, benim gözetimim altında yastıkların üstüne düşecek ki düşmenin ne olduğunu öğrenecek. Ama düşecek! Ateşin tehlikeli olduğunu anlasınlar diye mum yakıyoruz. Onlara elektrikli araba hediye ettik. Araba geri giderken, Milat temkinli davranması gerektiğini hemen anladı. 'Tehlikeli' diyerek daha yavaş gitti. Ama tabii ki her saniye gözlerimiz üstünde.

HABERHAYAT: Eşiniz Kerem Göğüs çocuklarıyla ilgilenebiliyor mu?

WILMA ELLES:
İkiz oldukları için bir çocuk annede, bir çocuk babada. Onun işleri de yoğun ama akşam eve geldiğinde çocuklarla birlikte çok güzel vakit geçiriyor, oynuyor. Bir baba, anne kadar önemli. Araştırmalar gösterdi ki babasız büyüyen çocuklarda telomerler çok daha kısa oluyormuş. O yüzden, bir babanın çocuklarla çok zaman geçirmesi lazım.

HABERHAYAT: Çocuklarınızın da oyuncu olmasını ister misiniz?

WILMA ELLES:
Onların kalbi ne isterse destek veririm. Ama oyuncu olmayı isterlerse ne mutlu bana. Bana göre oyunculuk en iyi meslek çünkü sürekli kendini geliştiriyorsun.

HABERHAYAT: Peki, oyunculuğunuzu geliştirmek adına neler yapıyorsunuz?

WILMA ELLES:
Sağlık, fizik, astroloji, siyaset, tarih, din, kültür gibi birçok alanda sürekli araştırma yapıyorum. Bir oyuncu dünyayı ne kadar iyi anlarsa o kadar iyidir, ne kadar çok tecrübe edinirse rollerini o kadar zengin oynar. Bilgi ve tecrübe, bedensel eğitimin yanında bir oyuncunun alet kutusudur.

HABERHAYAT: İki ülke kültüründen çocuklarınıza kazandırmak istediğiniz değerler neler?

WILMA ELLES:
Tabii ki ilk öncelikle onları Türk, Alman ve Amerikan kültürüne alıştırıyorum. Çünkü çocuklarımın üç vatandaşlığı var. Aslında onları bir dünya vatandaşı olarak büyütüyorum. Artık insanlar uzaya gidiyor! World wide web var, her şey uluslararası zaten.

HABERHAYAT: 2017 sizin için nasıl geçti?

WILMA ELLES:
Güzel geçti. Her şey ilerliyor. Çok başarılı bir adam bana geçen gün dedi ki: 'Ben haberlere az bakarım. Mikrokozmos kendimi ve yakınları mutlu etmeye çalışırım.' İyi fikir bence. Şükretmek için binlerce sebebim var. Özellikle annemi kaybettikten sonra hayat hakkında korku ve endişe kaplamıştı içimi. Ama çok şükür, dengemi birkaç ay önce yine kazandım. Annem hep kalbimde, bana öğrettiklerini uygulamam onu da mutlu ederdi.

HABERHAYAT: 2018 hayalleriniz neler?

WILMA ELLES:
Hayallerim çok. Kısa, orta ve uzun vade planlarım var. Sadece benimle alakalı olan ya da ailem ve çevrem ile ilgili olan planlarım da var. Onları en parlak renklerde hayal ediyorum ve sonra bu hayalleri geçekleştirmek için çok çalışıyorum.

HABERHAYAT: Türkiye’ye gelmeden önce kurduğunuz hayalleriniz gerçek oldu mu?

WILMA ELLES:
Birçok hayalim gerçekleşti ama daha yolun başında olduğumu düşünüyorum. Caroline, Anita, İdil karakterleri belki olgundu çünkü “Öyle Bir Geçer Zaman Ki” de bir zaman atlama yaptık. Daha çok gencim çok daha güzel işler yapacağım.

HABERHAYAT: Son olarak neler söylemek istersiniz?

WILMA ELLES:
Röportaj için çok teşekkür ederim. Umarım herkes keyifle okur. Sizin aracılığınızla tüm takipçilerime ve okurlarınıza sevgilerimi iletiyorum.

Mehtap YILDIZ



RÖPORTAJLAR
 
Telif Hakkı © Haber Medya Grubu
RSS Samsun haber İletişim