OKAN AÇMAK    
Samsunlu genç yönetmen
Okan Açmak


Türk futbol tarihinin en acı günü, kırmızı beyaza siyahın eklendiği gün 20 Ocak 1989…O gün hayatlar son buldu, Samsunsporlu futbolcular, futbol yolunda can verdi. O kara günü unutmadı Türkiye, unutmayacak da…Hep taze kalsın, tüm gençler o kara günün ne anlama geldiğini öğrensin istedi genç yönetmen Okan Açmak ve büyük bir özveri ile Son Deplasman belgeselini hayata geçirdi. Samsun’a ve Samsunspor’a gönül bağlılığım böyle bir projeyi hayata geçirmemi sağladı diyen Açmak’la Son Deplasman’ı ve yönetmenlik yolculuğunu konuştuk.

HABERHAYAT: Sizi tanıyabilir miyiz?

OKAN AÇMAK:
1994 yılı Samsun doğumluyum. İlkokul, ortaokul ve lise eğitimimi Samsun’da tamamladım. Yedi Tepe Üniversitesi Sinema Bölümü mezunuyum.

HABERHAYAT: Yönetmenlik yolculuğunuz nasıl başladı?

OKAN AÇMAK:
Bu sürece lise yıllarında sık sık film seyrederek başladım. Sonrasında kendimi çok yakın hissettiğim filmler ortaya çıktı. Detaylı baktığınızda, filmlerin gösterdikleri, aktardıkları fazlalaşıyor. Yönetmenlik maceram tam olarak Zeki Demirkubuz filmleriyle başladı. Onun filmlerini, özellikle varoş başyapıtı olan “ Kader” filmini izledikten sonra ben de bu yoldaki şansımı denemeliyim dedim ve onun filmlerine yakın gerçeklikte filmler üretmek adına bu yola çıktım. Üniversite eğitimimi sinema bölümünde tamamladım. Başka bir bölümü de tercih etseydim yine bu yola adım atardım ama daha amatör düzeyde kalırdı. Üniversite yıllarında film setlerine gitmeye başladım. Hem amatör filmler hem de profesyonel şekilde çekilen film, klip ve reklam filminde reji bölümünde görev aldım. 2016 yılında Zeki Demirkubuz’un yönetmenliğini yaptığı Son filminin ön hazırlık aşamasında çalışmalar yaptım. 2015 yılında ise Çember adlı kısa filmimle yurt dışında çeşitli festivallerde yer aldım.

HABERHAYAT: Festival nasıl geçti?

OKAN AÇMAK:
Festivalde gördüklerim, bana çok katkı sağladı. Festival, vizyonumu ve ufkumu genişletti.

HABERHAYAT: Son Deplasman adlı belgesel filminizde, Samsunspor kulübünün 20 Ocak 1989 yılında yaşadığı o elim kazayı anlattınız. Böyle bir belgeseli hayata geçirme fikri nasıl ortaya çıktı?

OKAN AÇMAK:
Üniversitede mezuniyet projesi yaklaşırken böyle bir belgesel çekmeyi düşünmüştüm. Avrupa’nın önde gelen kulüplerinden Torino ve Manchester United’ın başına gelen benzer bir kaza, büyük yankı uyandırdı ve dünya futbol tarihindeki yerini aldı. Ama Samsunspor’un yaşadığı üzücü durum yeterli düzeyde yankı bulmadı. Genç nesillere, benim gibi o yıllarda henüz hayatta olmayanlara, futbolcu olmak isteyenlere, herhangi bir futbolsever hatta bir sinema izleyicisine bu olayı anlatmanın yolu, bir belgesel üzerine düşünülmüş teknolojinin getirdiği yeniliklerle iş yapmaktı. Bunun için Samsunspor’un yaşadığı feci kazayı, belgesel haline getirdim.

HABERHAYAT: Bu kazanın yeterince yankı bulmadığını mı düşünüyorsunuz?

OKAN AÇMAK:
Dünya çapında yankı bulmadı. Belki uzun yıllar önce yaşandığı için olabilir. Samsunspor kulübünün yaşadığı ve birçok futbolcunun hayatını kaybettiği kaza, günümüzde yaşanmış olsaydı çok daha büyük yankı uyandırırdı.

HABERHAYAT: Bu belgeseli oluşturmasında feci kazanın sizi etkilemiş olmasının yanı sıra Samsunspor sevdası da var diyebilir miyiz?

OKAN AÇMAK:
Samsunda büyümüş olmasam, Samsunspor’u sevmesem bu belgeseli çeksem de bu kadar gönülden bağlanarak yaptığım bir iş olmazdı. Özellikle lise yıllarımda, Samsunspor maçlarını yakından takip ettim. Futbolu ve Samsunspor’u çok seviyorum. Profesyonel anlamda kalıcı bir iş ortaya koymak istedim.

HABERHAYAT: Kaç dakikalık bir belgesel oldu?

OKAN AÇMAK:
Projeye başlamadan önce 20 dakikalık kısa bir belgesel çekmeyi düşünmüştüm ama araştırmalara başlayınca bu sürenin yeterli olmayacağını gördüm. Belgeselin ilk hazırlanmış hali 60 dakikanın üzerindeydi. Biraz daha akıcı olması adına tekrara düşen yerleri çıkardım. O feci kazayı 45 dakikalık zaman zarfı içerisinde anlattım.

HABERHAYAT: Peki, çekimler nasıl geçti?

OKAN AÇMAK:
Geçen yılın şubat ayında çekimlere başladım. Çekim aşamasında tamamen tek başıma kaldım. Çekim, montaj, renklendirme, ses, bütçe gibi birçok şeyle kendim ilgilendim. Bu yüzden daha uzun zaman içerisinde ortaya çıkabildi Son Deplasman. Çalışmalar sırasında, Türkiye’deki çeşitli illere ve Kıbrıs’a gittim.
Samsunspor’un yaşadığı bu kazayı büyüklerimden sıkça duymuştum. Bu konuyla ilgili belgesel filmleri inceledim. Kazada yer alan kişilerin yakınlarına ulaştım. Daha önceki çalışmalarda bilgisinden yararlanılmamış kişileri seçmeye çalıştım. Ulaşabildiğim kadar kişiye ulaştım, ulaşamadıklarım konusunda arşivlerden yararlandım. Olayla ilgili kaynaklık edebilecek çok kişi vardı. Bir akış yaratarak ilerledim. Uzun yıllar önce gerçekleştiği için olayın yaşandığı dönemin görüntüleri azdı. Kazada ölen Muzaffer Badalıoğlu’nun eşiyle röportaj yapmaya gittiğimde, kendisinin kaset arşivi olduğunu öğrendim ve görüntülerde o kasetlerden faydalandım. Daha önce görülmemiş fotoğraflara yer verdik belgeselde. Olayın öznesi olan kişilerin, görmedikleri fotoğrafları bu filmde görüp mutlu olmalarını istedim.

HABERHAYAT: Çalışmanın son hali istediğiniz şekilde mi?

OKAN AÇMAK:
Aslında bahaneler sığınmak istemiyorum ama tam bir ekiple çalışılmış, yeterli bütçe olmuş olsaydı çok güzel bir belgesel olan bu filme daha farklı şeyler katılabilirdi. Böyle bir işe tek başına kalkışmak biraz delilikti ama güzel bir iş ortaya çıkardığıma inanıyorum.

HABERHAYAT: Araştırmalarınız sırasında birçok hayat hikayesi dinlediniz. Sizi derinden etkileyen hikayelerden birkaçını bizimle paylaşır mısınız?

OKAN AÇMAK:
Kazada ağır yaralanan Yüksel Öğüten’i kaldırıldığı hastanede bir arkadaşı ziyaret ediyor. Doktor arkadaşı ile birlikte ziyaretine gelen arkadaşı, Öğüten’in kanama geçirdiğini fark ederek müdahale ediyor. Kendisini zorlu bir süreçten sonra hayata döndürüyorlar. Mesela; Muzaffer Badalıoğlu öldüğünde taraftarlar ailesinin evinin önüne geliyor. “Muzaffer ölmedi kalbimizde yaşıyor” sloganları atıyorlar. Bu sözleri duyan Muzaffer Badalıoğlu’nun 4 yaşındaki kızı annesine: “Bak babam ölmemiş, yaşıyormuş” diyor. Bunun gibi çok hikaye var. Kazadan kısa bir süre önce Mete Adanır’ın Kıbrıs’tan Türkiye’ye transferi Mustafa Denizli’nin Mete’nin dedesini tanıması ve akraba aracılığı ile gerçekleşiyor. Önce Altay kulübüne, Tanju Çolak Samsunspor’dan ayrılınca da Samsunspor’a transfer oluyor. Kulüpte 1,2 yıl oynadıktan sonra kazada ölüyor.

HABERHAYAT: Sizce Samsunspor o elim kazayı geçirmeseydi bugün çok daha iyi yerlerde olabilir miydi?

OKAN AÇMAK:
Samsunspor o kazayı geçirmeden önce 1. Lig’de zirveyi zorlayan tek Anadolu takımıydı. Kazadan önce takımdan giden isimler olmuş, kulüp sıkıntılı bir süreçteymiş ama bu kaza takımı tamamen tarumar etmiş. Kazadan sonra 1. Lig’den düşülmesi durumları zor aşılmış. O dönemin Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın emri ile Samsunspor o yıl 1. Lig’de tutulmuş. Kulüp, sonraki yıl hem futbolcu kayıplarına hem de maddi kayıplara yenik düşmüş.

HABERHAYAT: Son dönemde Samsunspor’a destek vermek için tüm Samsunlular el ele. Son Deplasman, bir anlamda sizin de kulübe ve taraftarlara hediyeniz oldu…

OKAN AÇMAK:
Belgeseli bu niyetle ortaya koymadım ama inşallah öyle düşünülür. Filmin gösterimi güzel bir zamana denk geldi. Bu film, hasret kaldığımız Samsunspor dönemlerine duyduğumuz özlemi dile getirir ve belki bazı duyguları harekete geçirir. Filmi izlemeye gelen gençler, o dönemde yaşananları öğrenmiş olur.

HABERHAYAT: Filmden beklentileriniz neler?

OKAN AÇMAK:
Herhangi bir ticari beklentim yok. Zaten öyle bir şey olsa sponsor arayışına girerdim. Tamamen gönülden, kaliteli bir iş olması adına yapılmış bir belgesel. Tek isteğim salona gelecek insanların duygulu, en azından izledikleri şey adına mutlu olarak ayrılmaları.

HABERHAYAT: Kariyerinize belgesel yönetmeni olarak mı devam edeceksiniz?

OKAN AÇMAK:
Yönetmenliği kategorize etmiyorum. Bu film hayatımın tek belgesel işi olarak kalabilir. İlgimi çeken, geleceğe miras olarak bırakabileceğim bir hikaye bulmadıkça belgesel çekmeyi düşünmüyorum.

HABERHAYAT: Hayalleriniz neler? 10 yıl sonra kendinizi nerede görüyorsunuz?

OKAN AÇMAK:
Geleceğe dair uzun vadeli planlar yapmıyorum. Bu ülkenin gençleriyiz ve şu an olduğu gibi önümüzü çok rahat göremiyoruz. Halihazırda üzerinde çalıştığım bir hikayem var. Bu filmimin gösterimi bittikten sonra yeni çalışmamın üzerinde daha çok yoğunlaşacağım. Yaz süresince çekmeyi planladığım bir kısa film var. Kök hücre tedavisi gören, kardeşini yurt dışına tedavi edilmesi için göndermek adına bir arayışta olan kazı kazancı bir bireyi anlatıyorum. Filmin ismi henüz belli değil. Kısa vadedeki hayalim bu filmin kaliteli bir iş olması ve Avrupa’da A kalite dediğimiz festivallerden birinde yer bulması.

HABERHAYAT: Türk ve dünya sinemasından beğendiniz yönetmenler kimler?

OKAN AÇMAK:
Türk sinemasından Zeki Demirkubuz, Nuri Bilge Ceylan, Tolga Karaçelik, Tayfun Pirselimoğlu, Özcan Alper’in yönetmenliğini çok beğeniyorum. Dünya sinemasında Meşhur Avusturyalı yönetmen Haneke, gerçek bir sinema yapıyor. Onun yakaladığı gerçeklik hissini yakalamayı isterim. İtalyan yönetmen Paolo Sorrentino, Çinli yönetmen Zhangke Jia, Rus yönetmen Andrey Zvyagintsev ve Norveçli yönetmen Joachim Trier beğenerek takip ettiğim yönetmenler. Bir gün onların hissettirdiğine yakın şeyler hissettirmek isterim.

HABERHAYAT: Son olarak neler söylemek istersiniz?

OKAN AÇMAK:
Öncelikle size ve tüm HaberHayat ekibine çok teşekkür ederim. Çok keyifli bir sohbetti. Keyifle okunmasını diliyorum.

Mehtap YILDIZ


RÖPORTAJLAR
 
Telif Hakkı © Haber Medya Grubu
RSS Samsun haber İletişim