İRFAN DEĞİRMENCİ    
İrfan Değirmenci: “Haksızlığa uğradım”

20 yıl televizyon haberciliği yapan, başkanlık sistemi referandumuyla ilgili görüşünü belirten ‘Hayır’ tweet’i nedeniyle televizyon programına son verilen başarılı haber spikeri İrfan Değirmenci, HaberHayat’a özel açıklamalar yaptı. Haksızlığa uğradığını ama yoluna devam ettiğini söyleyen Değirmenci, şimdilerde Anne Ben Artist Oldum tiyatro oyunu ile seyirci ile buluşuyor. Yılların spikeri şimdilerin tiyatro oyuncusu Değirmenci ile ekrandan tiyatro oyunculuğuna geçiş sürecini, yaşadığı zorlukları ve herkese örnek olacak azmini konuştuk.

HABERHAYAT: Samsun’a hoş geldiniz. Nasıl buldunuz Samsun’u?

İRFAN DEĞİRMENCİ:
10 yıl muhabirlik, 10 yıl sunuculuk yaptım. Muhabirlik yaparken sık sık geldiğim şehirlerden biriydi Samsun. 19 Mayıs törenlerinde özel olarak haber yapmaya gelmiştim. Samsun’u çok seviyorum.

HABERHAYAT: Yıllarca haber spikerliği yaptınız. Şu an tiyatro oyununuzla Türkiye turnesindesiniz. Nasıl gelişti bu süreç?

İRFAN DEĞİRMENCİ:
Zoraki bir geçiş süreci oldu. Başı dara düşenler, yarattığı düşün dünyasında bulurlarmış kendilerini. Bizim de başımız dara düştü. 20 yıllık televizyon kariyerimin ardından kendimi işsiz olarak buldum. Ertuğrul Albayrak’la birlikte “Ne yapacağız?” diye düşünürken, sesimizi tiyatro ile duyurmaya karar verdik. Hala bir derdimiz varsa, derdimizi dinleyecek birileri varsa, derdimiz kendi derdimiz değil memleketin derdiyse, o zaman memleketi dolaşacağız dedik. Televizyonlar olmuyorsa sahneye çıkacağız, o da olmuyorsa davet edildiğimiz şehirlerin meydanları, o da olmuyorsa bizi davet eden insanların evinin kapısının önü, ona da izin vermezlerse o evlerin pencerelerinden yarı belimize sarkarak doğru bildiklerimizi söylemeye devam edeceğiz dedik ve bu mücadelemizi sürdürüyoruz.

HABERHAYAT: Anne Ben Artist Oldum, tiyatro oyununuzdan bahseder misiniz?

İRFAN DEĞİRMENCİ:
Oyun tamamen ironi üzerine kurulu. Güleriz ağlanacak halimize dedirten, tek kişilik bir gösteri. Oyunda iki saat boyunca derdimi paylaşmıyorum aynı zamanda izleyiciyi güldürmeye, eğlendirmeye de çalışıyorum. İzleyicilerin salondan mutlu ve inançlı ayrıldığını görüyorum. Bu da doğru bir iş yaptığımı gösteriyor. Anne Ben Artist Oldum’u, 6 aydır 30’dan fazla salonda sahneledik.

HABERHAYAT: Tiyatro geçmişiniz var mıydı?

İFRAN DEĞİRMENCİ:
İletişim fakültesi gazetecilik bölümü öğrencisiyken, çok isteyerek, severek Uğur Mumcu’ya özenerek gazetecilik bölümünü tercih etmiş ve kazanmıştım. Lisede tiyatro kolunda oyunlar oynamıştım. 18 yaşında insanın kanı deli akıyor, çok hevesliydim, evdekilere söylemeden konservatuvar sınavına girdim. İki aşamalı sınavın ilk aşamasını kazandım. İkinci aşamaya geldiğimde aileme, “Konservatuvar sınavlarına girdim ve ilk aşamayı kazandım. İkinci sınavı da kazanırsam gazeteciliği bırakıp tiyatro oyuncusu olacağım” dedim. Evde kıyamet koptu. Ailem, “Sigortalı bir işin olursa daha iyi olur” dedi. Tartışmalı bir süreç yaşadık hatta bana harçlık vermediler. Böyle bir durumda ikinci sınavı kazanamadım.

HABERHAYAT: Yıllar önce tiyatro oyuncusu olmanızı istemeyen aileniz, şimdi tiyatro yapmanızı nasıl karşıladı?

İRFAN DEĞİRMENCİ:
20 yıl sonra işimden kovulmama annem de çok üzülüyor. Bir gün, iş buldum anne, dedim. Annem, “Ne iş yapacaksın” dedi. Artist olacağım, dedim. Hatırlar mısın? 20 yıl önce tiyatro oyuncusu olmak isteyince çok kızmıştın, dedim. Bu kez kızmadı, “Hayırlı olsun ama şunu bil: Televizyonda yıllarca seni para vermeden izlediler. Ama izleyici, salonlara bilet parası vererek gelecek. Bilet parasının hakkını vermen, seyirci ile helalleşmen gerek. Artist olacaksan tam artist ol” dedi. Anneme göre Türkiye’nin en büyük artisti Tarkan. “Tarkan’ı izle de bir iki figür kaparsın” dedi annem. Ben de geçtiğimiz yazı Tarkan’ın kliplerini izleyerek, dans etmeye ve şarkı söylemeye çalışarak geçirdim.

HABERHAYAT: İki buçuk saat, tek kişilik bir oyunu sahneliyorsunuz. Bu kadar uzun süre seyircinin dikkatini canlı tutmak zor olmuyor mu?

İRFAN DEĞİRMENCİ:
Seyircinin dikkatini toplayabilmek sahnede çok kişi olsanız bile zor. Oyunun temposu, oyunda karaktere, role bürünmek apayrı şey. Sahnede yaptığım şeyin adı oyunculuk değil. Rol yapmıyorum, derdimi paylaşıyorum. Kendi öykümden yola çıkarak, bu ülkenin milyonlarca işsiz gencinin ve sözünü söylemekten çekinenlerin öyküsünü anlatıyorum. Yıllardır televizyonda yaptığım şey yaşanmış gerçek öyküleri, başkalarının başına gelenleri anlatmaktı. Şimdi ise sahnede kendi başıma gelenleri anlatıyorum. Oyunu izleyenler arasında esneyen ya da saatine bakan olmuyor. Çok şükür oyuna ilgi güzel.

HABERHAYAT: 20 yılınızı televizyon programcılığına adadınız am düşüncelerinizden dolayı programınıza son verildi. Haksızlığa uğradığınızı düşünüyor musunuz?

İRFAN DEĞİRMENCİ:
Evet, haksızlığa uğradım. İşime son veren patronum aynı zamanda bana manevi tazminat davası açtı. Neyse ki mahkeme bu talebi kabul etmedi. Ben de kendilerine şunu söyledim: Rızkı veren Hüda’dır, kula minnet eylemem. Size hakkımı helal etmiyorum dedim. Çünkü kul hakkın yemenin büyük günahlardan olduğunu biliyor ve inanıyorum. Yaradan: “Kul hakkıyla karşıma gelmeyin” diyor. Alnımızın teriyle para kazandık. Çoğu zaman yayınlarda ayrık otu gibi durduk bir kenarda. Ana Akım Medya’da ne oldu, kişisel görüşlerimi açıkladığım twetter hesabımdaki ifadeleri onlar neden kendi lehlerine çevirmek istedi, bizim ayağımızı kaydıran kimdi, ileride tarih yazacaktır.

HABERHAYAT: Bu ayrılıştan sonra eviniz kurşunlandı zor bir süreç yaşadınız. Başıma bir şey gelirse korkusu yaşıyor musunuz?

İFRAN DEĞİRMENCİ:
Bunlar elbette alışık olduğumuz şeyler değil. Referandumdan 48 saat sonra evimin penceresinden koca bir kurşun gelip duvara isabet etti. Polis ekipleri inceledi, serseri kurşun dedi ve dosya bile açılmadı. Ben de öyle olduğunu düşünmek istiyorum. Aksi mümkün değil. Aksini takdirde devam edemezsiniz. Yarın nereye gideceğimizi pazartesi nerde olacağımızı sosyal medyada duyurmuş insanlarız. Korkan insan nerede olacağını kamuoyuyla paylaşmaz, saklanmayı tercih eder. Korkmak bize göre değil. Hayatın içinde olmaya, yaşamaya, ekmeğimizi kazanmaya ve çaba sarf etmeye devam edeceğiz.

HABERHAYAT: Peki, düşünce özgürlüğü suç mudur?

İRFAN DEĞİRMENCİ:
Hepimiz aynı şeyi düşünmek zorunda değiliz ama düşündüğümüzü ifade edebilmek zorundayız. Hedef göstermeden, şiddete başvurmadan, her türlü düşünceyi özgürce ifade edebilmeliyiz. Hoşa gitmese de seslendirdiklerimiz, hoşa gitmese de yaşam tarzımız bildiğimiz gibi yaşamaya devam edebilmeliyiz. Hoşa gitmese de kılık kıyafetimiz bu kimseyi ilgilendirmemeli. Yıllarca bunun mücadelesini verdik. Bana bazen “Bu devrin zulüm görenlerine sesini yükseltiyorsun da 28 Şubat’ta neredeydin” diye soruyorlar. 28 Şubat’ta Ankara’da yerel bir televizyon istasyonunda iftar programı sunduğumu bilmiyorlar. 28 Şubat gibi ekrana tesettürlülerin çıkarılmadığı bir dönemde tesettürlü bir bayanla program yapıyordum. Bunu söylediğim zaman “bilmiyorduk” diyorlar. Ön yargılar kötüdür, doğru her zaman doğrudur, doğru tektir. Nerden baktığınıza ya da zamana göre değişmez. Özgürlük ise herkes için özgürlüktür. Ne zaman değil her zaman özgürlüklerin yanında olabilmek ve bunu seslendirebilmek gerekiyor.
HABERHAYAT: Yıllarca bu mesleğe emek verdim, karşılığı bu mu olacaktı dediniz mi?
İFRAN DEĞİRMENCİ: Hakkını arasaydın diyorlar. Hakkını aramanın yolu mahkemeye gidip dava açmaktır. Kıdem tazminatı alamadık. Bize dünyanın en komik fıkrasını anlattılar. Ardından da “Tüm gazeteciler tarafsızdır, tarafsızlık ilkesini çiğnenmiştir” dediler. Çok traji komik bir durum.
Bu salonlara gelen üniversite öğrencileri iletişim fakültesi öğrencileri var. Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesine 95 senesinde girmiştim. 1995 yılında henüz hayatta olmayan, üniversite öğrencileri geliyor salonlara ve diyorlar ki “Bizim için bir umut var mı, gelecekte biz bu ülkede kalıp çalışabilir miyiz?” Umut her daim var. Ülke hepimizin ülkesi, bir yere gidecek değiliz, o gençler için mücadele etmeye devam edeceğiz.

HABERHAYAT: Yaşadığınız bu üzücü durum halk tarafından nasıl karşılandı?

İRFAN DEĞİRMENCİ:
Bizimle aynı görüşte olmasalar bile bize yapılanın haksızlık olduğunu söyleyen, kul hakkı yemekten korkan güzel insanları var bu ülkenin ve onlar sayıca da çok fazlalar. Onların yüzü suyu hürmetine, bu dünya dönmeye devam ediyor. Bu dünyada iyiliği, vicdanı, alın terini bilen güzel insanlar var. Onlar salonları dolduran insanlar. Halkımız büyük ekonomik krizler yaşıyor ve tiyatro biletleri de çok ucuz değil. Tiyatro oyunumdan elde ettiğimiz gelirle ışıkçıdan kantinde ve gişede duran görevliye, ulaşımımızı sağlayan şoföre kadar pek çok aile ekmek yiyor. Tiyatro oyuncuları çok zor bir iş yapıyor. Seyirci de bunun farkında. Bu yüzden ailece yemeğe gitmek yerine o gün evde makarna yapıp yiyor ama oyuna gelip destek veriyor. Ömrüm boyunca unutamayacağım bir destektir bu. Umudumu korumamın sebebi de budur. Bir şey yapabilirim hissiyle bu salonlara gelen seyircinin, ömrümün sonuna kadar yoldaşım olacağını söyleyebilirim.

HABERHAYAT: Böyle bir yol ayrımına girmiş bir haberci olarak Türkiye’nin geleceğini nasıl değerlendiriyorsunuz?

İRFAN DEĞİRMENCİ:
Her daim umudu korumak gerekiyor. Ülkemizin çok daha kötü zamanlarında, umudu gösteren, umut ışığını gösteren bir lider oldu. Samsun’a geldiğimiz için kendimizi iyi hissettik. Bandırma Vapuru’nu gördük, Samsun’da Kurtuluş Savaşı’nın ruhunu hissettik. Yedi düvele karşı Kurtuluş Savaşı’nı başlatan insanların isimlerini, bir kez daha o anıtın önünde okuduk. En başta da Mustafa Kemal Atatürk’ün verdiği mücadele önümüzdeyken umutsuzuz diyemeyiz. Her daim o umudu korumak ve sürdürmek durumundayız.

HABERHAYAT: Son olarak neler söylemek istersiniz?

İRFAN DEĞİRMENCİ:
Anne Ben Artist Oldum tiyatro oyunu oynarken, turnelerde boş bulabildiğim zamanlarda ikinci kitap çalışmam oldu onu yazdım. Çok heyecanlıyım. İnsanların bir araya gelerek başarabileceklerini anlatan bir roman yazdım. Heyecanla kitabımın raflarda yer almasını bekliyorum. Şu an TV’den bir teklif yok ama neler olacağını zaman gösterecek. Çok daha güzel günlerde söyleşiler gerçekleştirmeyi diliyorum. Herkese sevgiler…

Mehtap YILDIZ




RÖPORTAJLAR
 
Telif Hakkı © Haber Medya Grubu
RSS Samsun haber İletişim