HAKAN GERÇEK    
35 yılı sahnelerde geçen usta oyuncu
Hakan Gerçek


Ekranların sevilen dizilerinden Kalp Atışı’nda doktor Sinan rolüyle hayranlarının karşısına geçen sevilen oyuncu Hakan Gerçek, tiyatro oyunlarına da ara vermeden devam ediyor. 35 yılı sahnelerde geçen usta oyuncu, Cemal Süreya şiirlerinden yola çıkarak hazırladığı Üstü Kalsın tiyatro oyunu ile Samsunlu şiir ve tiyatroseverlerle buluştu. Muhteşem performansının ardından sahne terini atmadan röportaj verme mütevaziliğini gösteren değerli oyuncu ile keyifli ve öğretici bir söyleşi gerçekleştirdik.

HABERHAYAT: Samsun’a hoş geldiniz. Üstü Kalsın tiyatro oyununu ülkemizin birçok şehrinde olduğu gibi Samsun’da da sahnelediniz. Çok güzel bir performanstı. Daha önce Samsun’da sahne almış mıydınız?

HAKAN GERÇEK:
Daha önce Samsun’a oyun sahnelemek için gelmedim. Gezmek amaçlı gelmiştim. İlk kez bir tiyatro oyununu sahnelemek için Samsun’a geldim.

HABERHAYAT: Cemal Süreya şiirlerinden yola çıkarak hazırladığınız Üstü Kalsın adlı oyunla tiyatroseverlerle buluşuyorsunuz. Oyundan biraz bahseder misiniz?

HAKAN GERÇEK:
Aslında Üstü Kalsın’a oyun değil ‘gösteri’ diyorum. Üstü Kalsın, Cemal Süreya’nın şiirleri ve düz yazılarından oluşmuş bir gösteri. Türkiye’nin birçok iline gidiyoruz. Şiire ve gösteriye olan ilgi çok güzel. 7-8 kez gelenler var.

HABERHAYAT: Kaç sezondur devam ediyor ‘Üstü Kalsın’?

HAKAN GERÇEK:
Altı sezondur devam ediyor.

HABERHAYAT: Cemal Süreya’nın şiirlerinden başka, eserlerini sahneye koymayı düşündüğünüz bir şair var mı?

HAKAN GERÇEK:
İstanbul’da İş Sanat Merkezi’nde on dört senedir değerli tiyatro oyuncusu arkadaşlarımızla her ay bir şair okuması yapıyoruz. Her sezon değişik şairlerin şiirlerini sahneye taşıyoruz. Her gösteride başka bir müzisyen arkadaşımız oluyor. Tiyatro Gerçek bünyesinde şu anda böyle bir proje düşünmüyorum. Ama yaparsam da daha dramatik daha oyun tarzında bir şey yaparım.

HABERHAYAT: Peki, neden Cemal Süreya şiirleri?

HAKAN GERÇEK:
Tiyatro Gerçek’te biyografi olarak ilk Van Gogh’u sahneye taşımıştım. Ardından ikinci bir biyografiyi daha sahnelemek istedim. Nazım Hikmet’in şiirlerini tiyatro sahnesine taşımak istemedim. Orhan Veli’yi rahmetli Müşfik Kenter hoca yıllarca tiyatro sahnesine aktardı. Ben Onun üzerine Orhan Veli’yi tekrar sahneye taşıyamazdım. Bana en yakışan şair Cemal Süreya idi. Hayata bakış açısı, çocukluk yılları, gençliği ve kadına yaklaşımı çok başka. Biz sadece şiirlerini sahneye taşıdık. Dersim yılları, göç yılları, sürgün edilmesi aynı zamanda trajik. Çok başka türlü çocukluk yaşayan bir adam. Hayatı çok ilgimi çekti. Nazım Hikmet ve Orhan Veli’yi sahneye taşımak kolay, Cemal Süreya ise daha zor.

HABERHAYAT: Üstü Kalsın gösterisinde nasıl bir hazırlık süreci geçirdiniz?

HAKAN GERÇEK:
Cemal Süreya şiirlerini ve düz yazılarını tiyatro sahnesine taşıma fikrimi, öncelikle oyunun düzenlemesini yapan arkadaşımız Atilla Birkey’e söyledim. Kendisi başta bu fikre çok sıcak bakmadı, “Yapamayız” dedi. Ben de kendisine, “Senden hayatına dair bir oyun istemiyorum. Sadece Cemal Süreya’nın şiirlerinden oluşan bir gösteri yapmak istiyorum” dedim ve Atilla’yı ikna ettim. Ardından böyle bir metin ortaya çıktı. Hazırlık sürecinde Cemal Süreya’nın eşi ve arkadaşları ile irtibata geçtik, hayatına dair çok yazı okuduk, çok inceledik. Onun hakkında birçok biyografi okudum. Çünkü tiyatro çalışmasından önce Cemal Süreya’yı tanımak ve bilmek gerekiyordu. Şiir öyle bir şey ki herkes okuduğundan farklı bir şey anlayabilir. Bu yüzden aslında çok ortada bir alan. Araştırmalar ve provalar gibi alt yapı çalışmalarının ardından böyle bir gösteri ortaya çıktı.

HABERHAYAT: Bu oyunla bir kez daha edebiyatın sanatı beslediğini de görüyoruz…

HAKAN GERÇEK:
Tiyatronun kökü şiirdir. Zaten tiyatro bir şiirdir. O yüzden tiyatro ve edebiyat iç içe öğeler. Yani birini diğerinden ayıramayız. Tiyatronun kökeninde şiir olduğu için de tabii ki her zaman edebiyatla kol kola. Tiyatronun en büyük özelliği resimle, müzikle ve görsel olarak da birçok sanat dalıyla, dansla, ritimle iç içe olması. O sebeple tiyatro oyunu yapmak ya da tiyatroyu sahneye taşımak çok önemli ve çok keyifli. Tüm sanat dallarını kullanabiliyorsunuz.

HABERHAYAT: Sahneleyeceğiniz oyunlar için metin aramaktan öte; edebiyat ve şiirle olan bağınız nasıl? Hangi tür eserleri okuyorsunuz?

HAKAN GERÇEK:
Fazlasıyla oyun okuyorum. Hemen hemen bütün şairlerin eserlerini okurum. Ama oyun bulmak için daha çok oyun okuyorum. Hem Türk edebiyatını hem de dünya edebiyatını vaktim olduğunca takip ediyorum. Bu beslenme olmazsa zaten işimizi yapamayız.

HABERHAYAT: Müşfik Kenter’in asistanlığı, onlarca tiyatro oyunu, sahne dersleri, seslendirme, okuma geceleri ve kendi tiyatronuzu kurmanız... Bu mücadele hakkında neler söylemek istersiniz?

HAKAN GERÇEK:
Hayatımın bir yanında tiyatro varsa diğer yanında televizyonla ilgili dizi, sinema filmi ve seslendirme mutlaka oluyor. Çok yoğun ve yorucu oluyor ama çok keyifli. Zamanım dolu dolu geçiyor. Bu durum çok sevmekten de kaynaklanıyor. Yoğun çalışmanın beni ayakta tuttuğuna inanıyorum. Bu dallardan biri eksik olabilir ama tiyatro olmazsa olmaz. Zaten sahnede performans sergilemek çok ayrı bir şey. Tiyatrolarımızı sürdürebilmek için ben de diğer arkadaşlarım gibi ekranda da yer alıyorum. Ama bu tempodan çok mutluyum.

HABERHAYAT: Peki, Tiyatro Gerçek’ten bahseder misiniz?

HAKAN GERÇEK:
2008 yılında Kenter tiyatrosunda oynuyordum. Birden bire biyografi ve portreler üzerine tiyatro yapmak istedim. Sonra kendi tiyatromu kurmak, daha bağımsız daha özgür olmak istedim. Tiyatroya gerçek anlamda gönül veren her oyuncu kendi tiyatrosunu kurmak ister. Biraz ‘kendim uçayım’ dedim. Tiyatro Gerçek’teki çalışmalarımız çok güzel gidiyor.2008 yılından bu yana 5-6 tane oyun yaptık. En uzunu da Van Gogh’tu. 9 yıldır devam ediyor.

HABERHAYAT: Sizce Türk halkının tiyatroya bakışı nasıl?

HAKAN GERÇEK:
Son dönemlerde salonlar daha dolu, iyiye gidiş var.

HABERHAYAT: Kalp Atışının Sinan’ı… Babasının gölgesindeki Doktor Sinan, her oyuncunun oynamak isteyeceği tarzda kötü bir karakter... Kötü huylu karakteri canlandırmak sizi etkiliyor mu?

HAKAN GERÇEK:
Biz oyuncuyuz, işimiz bu. Van Gogh’da bir ressamı oynuyorum. Üstü Kalsın’da şiir okuyorum. Başka oyunlar da sahneliyor, gösteriler yapıyoruz. Önemli olan aklınızı ve yüreğinizi iyi kullanmak. Aklınızı iyi kullandığınız, rol ve gerçeği ayırt edebildiğiniz zaman hepsi bambaşka karakterler. “Etki altında kalıyorum” diyen bir oyuncu değilimdir.

HABERHAYAT: Peki, günlük yaşamınızda ‘Doktor Sinan’ olarak nasıl geri dönüşler alıyorsunuz?

HAKAN GERÇEK:
Oluyor. İnsanlar televizyon programlarını, dizileri gerçekten çok izliyor. Dizideki karakterle bütünleşir, kendini o karaktere yakın hissederse bizlere biraz şaka biraz ciddi dizideki karakterimizle yaklaşıyorlar. Bunlar sanatçıyı besleyen güzel şeyler.

HABERHAYAT: Tiyatro oyuncularının ekranda yer alması konusunda neler düşünüyorsunuz?

HAKAN GERÇEK:
Bence bu çok doğal, bizim işimiz oyunculuk. Ekran oyunculuğunu da tiyatro oyuncularının yapması gerekir. Kamera önünde oyunculuk sergilemek ile tiyatro tabii ki farklıdır. Kamera karşısında farklı bir bakış açısı ile tiyatroda çok daha farklı bir bakış açısı ile oynuyorsunuz. Çünkü sekanslardan oluşan bir şeydir televizyon. Tiyatro öyle değildir, er meydanıdır. Sadece sinema ve televizyonda yer alan çok değerli oyuncular da var. İkisini çok ayırmıyorum. Oyunculuk oyunculuktur.

HABERHAYAT: Hakan Gerçek’in hayattaki dinamikleri, bir oyuncu olarak beslendiği noktalar neler?

HAKAN GERÇEK:
İyi gözlemlemek. En başta kendini iyi gözlemlemek. Etrafına iyi bakmak, görmek, okumak, en önemlisi de çalışmak.

HABERHAYAT: Projelerinizle ilgili bilgi verir misiniz?

HAKAN GERÇEK:
Vakitsizlikten dolayı yapmayı düşündüğüm yeni bir proje yok şu anda.

HABERHAYAT: Son olarak neler söylemek istersiniz?

HAKAN GERÇEK:
Samsunlular bizi yalnız bırakmadı. Herkese çok teşekkürler. Umarım Van Gogh oyunlumuzla da Samsun’a geliriz.

Mehtap YILDIZ



RÖPORTAJLAR
 
Telif Hakkı © Haber Medya Grubu
RSS Samsun haber İletişim