ERHAN YAZICIOĞLU    
Yarım Asırlık Çınar
Erhan Yazıcıoğlu


Tiyatro ve sinema oyuncusu, yönetmen, seslendirme sanatçısı, sunucu... 17 yaşında İstanbul Şehir Tiyatroları'na figüran olarak giren Erhan Yazıcıoğlu, yıllar sonra genel sanat yönetmenliği görevine getirildi. Hayatını sesiyle kazanırken ses tellerinde kanser hücresi bulundu ve ekranlardan uzak durmak zorunda kaldı. Sesinin geri gelmeyeceği söylenmesine rağmen o; sevgi, güven ve inançla devam etti yaşamaya. Kısa süre sonra, yarım bıraktığı oyununa devam etme başarısını gösteren Erhan Yazıcıoğlu, sanat hayatında 50 yılı geride bıraktı. 51. sanat yılını tek kişilik oyunu İnsan Olmak Zor Zanaat ile kutlamaya hazırlanan Çeyrek Asırlık Çınar’ın HaberHayat okuyucularına özel açıklamaları sizlerle…

HABERHAYAT: Sanat hayatınızın 50.yılını kutluyorsunuz. Öncelikle HaberHayat Dergisi olarak tebrik ederiz. Kutlamak için yapacağınız özel bir şeyler olacak mı?

ERHAN YAZICIOĞLU:
Teşekkür ederim. 51. sanat yılımın anısına, şubat ayı içinde sahneleyeceğim, tek kişilik bir oyun hazırlıyorum. Oyunun adı 'İnsan Olmak Zor Zanaat' olacak. 50 yıla pek çok güzel iş sığdırdık. Umarım, bu tek kişilik oyunla da taçlandıracağız. Yeni yılda Anadolu'yu karış karış gezmek, parası olmayan belediyelere, üniversitelere gidip tiyatroyu sevdirmeye çalışmak istiyorum. Hayatınızda tiyatro veya sanatın herhangi bir kolu varsa, hayata bakışınız başka oluyor. Bu yüzden, gençleri daha çok sanatın içine çekebilmek istiyorum.

HABERHAYAT: Tiyatronun duayen isimlerindensiniz. Yıllardır birçok oyunda, dizi ve sinemada yer aldınız. Oyunculuğa nasıl başladınız?

ERHAN YAZICIOĞLU:
Oyunculuğa lisedeki edebiyat hocamın teşvikiyle 1967-68 sezonunda, Şehir Tiyatrosu’nda figüran olarak başladım. Figüranlıktan buralara geldim. Tiyatroya 17 yaşında adım attım. 18 yaşında başrol oynadım. 'Yeteneksizsin' diye beni konservatuvara almadılar. Bir şeyi başarmak için belirli bir inanca sahip olmak lazım. İstedikleri kadar 'Senden olmaz' desinler, 'Olacak' diyorsam olur.

HABERHAYAT: İstanbul Şehir Tiyatroları'nda genel sanat yönetmenliği yaparken pek çok sorunla karşılaştınız. Görevi bırakmanızda neler etkili oldu?

ERHAN YAZICIOĞLU:
Sorunlardan kaçmadım, kaçmam da. Ancak verilen sözlerin 18 ay boyunca tutulmamasına isyan ederek istifa ettim.

HABERHAYAT: İstanbul Şehir Tiyatroları göreviniz esnasında, özellikle meslektaşlarınız tarafından çok eleştirdiniz. Neler söylemek istersiniz? Kırgınlığınız var mı?

ERHAN YAZICIOĞLU:
Tiyatrocular ve politikacılar sadece eleştirir, yapılan iyi işleri görmezden gelirler. Önemsemedim. Herkes layığını yaşar. İleride, dönemimdeki katkıların neler olduğunu ve repertuarımın değerini anlarlar umarım.

HABERHAYAT: Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmenliği görevinizden sonra 'Aşk-ı Memduh' adlı oyunla sahnelere döndünüz. Oyun nasıl gidiyor?

ERHAN YAZICIOĞLU:
Güzel gidiyor. Barış Dönmez’in yazdığı ve Bora Severcan’ın yönettiği oyunda Volkan Severcan, Melda Gür ve Gamze Özalan ile aynı sahneyi paylaşıyoruz. Oyuna biraz politik ögeler koyduk. Güzel ve lezzetli bir çorba çıktı ortaya. Sanıyorum, halk da benimseyecektir. Yani bu karakteri, tiyatro sahnesinde böyle bir komediyle birleştirip çıkarmak, bizim için büyük bir şans. Donald Trump, dünya gündeminde oldukça fazla yer alan bir isim, o kadar iyi bir malzeme ki bir oyuncu için, o yüzden benimsedik. Tabii kendisinin hatalı taraflarını da gösteriyoruz, yani övgülerle göğe çıkarmıyoruz. Ne söylememiz gerekiyorsa, tiyatrocu yanımızla mümkün olduğu kadar ironiyle karışık eleştiriyoruz da. Piyesin dışına hiç çıkmıyoruz.

HABERHAYAT: Uzun yıllar seslendirme ve ses yönetmenliği yaptınız. Hayatınızı sesinizle kazanırken, ses tellerinizde kanser hücresi bulundu. Sesinizin geri gelmesi ne kadarlık bir zaman aldı? Sizin için nasıl bir dönemdi?

ERHAN YAZICIOĞLU:
Dünyanın birçok ülkesindeki doktorlardan yardım istediğim halde, sesimin geri gelmeyeceğini ve işimi yapamayacağımı söylediler. Hiç etkilenmedim. Sevgi, güven ve inançla devam ettim yaşamaya. 8 ay sonra, yarım bıraktığım oyunuma geri döndüm. Umutsuzluğa hiç yüz vermedim. Çözüm odaklıyımdır.

HABERHAYAT: Tiyatro oyunculuğu yaparken en çok hangi sıkıntılarla karşılaştınız?

ERHAN YAZICIOĞLU:
Tiyatrodaki ilk yıllarımı günde bir simitle geçirdikten sonra, seslendirme ve radyo oyunları sayesinde para kazanmaya başladım. Bazı kompleksli ustaların engellemelerini, zaman içinde onları utandırarak yendim. Çıkışa geçtiğinizde, her meslekte sizi aşağı çekmek isterler. Önemli olan sıkı durmak ve işini iyi yapmaktır.

HABERHAYAT: Sizin için ayrı bir yeri olan, canlandırmaktan ayrıca mutlu olduğunuz bir rol oldu mu?

ERHAN YAZICIOĞLU:
Almancı bir genci oynadığım, Bilgesu Erenus'un yazdığı, Nurhan Karadağ'ın yönettiği 'Misafir' adlı oyunu unutamam.

HABERHAYAT: Sizce ülkemizde tiyatro hak ettiği yerde mi? Tiyatronun daha güzel yerlere gelebilmesi için neler yapılmalı?

ERHAN YAZICIOĞLU:
Avrupa'ya göre gerideyiz tabii. Oyuncu kalitemiz
yüksek ancak tiyatroya yapılan yatırım çok az. Futbola ayrılan paranın onda biri sanata ayrılsa sorun biter. Hükümetler, sebat politikasına önem vermeli ve yatırım yapmalıdır.

HABERHAYAT: Yıllara meydan okuyan bir görünümünüz var. Genç görünmenizin sırrı nedir?

ERHAN YAZICIOĞLU:
Genç görünmem, sanırım keyifli yaşamaktan kaynaklanıyor. Etraftaki sevgi çemberini doğru değerlendirmek önemli ama nazardan korkuyorum. Herkes 'Sen suratına bir şey mi yaptırıyorsun?' diye soruyor. 66 yaşındayım. Uzmanlar 'Gülün, güldükçe ömrünüz uzar' diyor. Ben de mümkün olduğu kadar gülen toplumların içinde olmaya özen gösteriyorum. Bir ara politika ile ilgilenmiştim, çok suratım asıldı, bıraktım.

HABERHAYAT: Yeni dede oldunuz. Neler hissediyorsunuz?

ERHAN YAZICIOĞLU:
Torunum, hayatımın en büyük değişikliği oldu. Torunum olduktan sonra hayata daha da iyi bakmaya başladım. Torunumla parklara gitmenin hayalini kuruyorum. Çocuk yetiştirmede profesyonelim. Damadıma çocuk bezi bağlama dersi bile verdim. İki kızımla 20 yıl birlikte yaşadık, onlarla her şeyi paylaştık, arkadaş gibiyiz. Hayatımda en iyi yaptığım iş önce babalık, sonra tiyatro.

HABERHAYAT: Oyunculuğa gönül vermiş gençlere neler tavsiye edersiniz?

ERHAN YAZICIOĞLU:
Dünya ve ülke sorunlarına sahip çıkarak insanı gözlemlesinler. Aileler, çocuklarını sanatın herhangi bir dalıyla buluşturarak tüm kötü alışkanlıklardan korusun.

HABERHAYAT: Son olarak neler söylemek istersiniz?

ERHAN YAZICIOĞLU:
Laik cumhuriyete sahip çıkalım. Dünyadaki savaşla ancak sevgi ve sanat başa çıkabilir. Herkes Atatürk'e ve ilkelerine saygı duyarak, ' Yurtta barış, dünyada barış’ı savunsun.

Mehtap YILDIZ




RÖPORTAJLAR
 
Telif Hakkı © Haber Medya Grubu
RSS Samsun haber İletişim