TAMER LEVENT    
Tamer LEVENT: Daha yaşanılabilir bir dünya için Sanata Evet
TOBAV (Devlet Tiyatroları Opera ve Balesi Vakfı) ve TOMEB (Tiyatro Oyuncuları Meslek Birliği) genel başkanı Tamer Levent, oyunculuktan yönetmenliğe, rejisörlükten yazarlığa kadar birçok alanda önemli işlere imza attı. Devlet tiyatrolarında ilk ve son kez yapılan bir uygulama ile seçimle Devlet Tiyatroları Genel Müdürü olan duayen tiyatro oyuncusu, bu görev esnasında ülkemizde çok ses getiren 'Sanata Evet' projesini hayata geçirdi. Daha yaşanılabilir bir dünya için Sanata Evet, diyen Tamer Levent ile sanata ve tiyatroya dair keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik.

HABERHAYAT: Samsun’a hoş geldiniz. Daha önce gelmiş miydiniz, nasıl buldunuz Samsun’u?
TAMER LEVENT:
Daha önce de gelmiştim. Samsun’u çok önemli ve değerli buluyorum. Yıllar önce geldiğimde, Devlet Opera ve Balesi’nin binası vardı fakat daha faaliyete geçmemişti. O binayı gördükten sonra, Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü yapan bir isim olarak, operanın faaliyet göstermesi konusunda küçük bir katkı sağladım. Samsun hem Devlet Opera ve Balesi hem de üniversitesi olması bakımından çok önemli bir şehir. Birkaç kez atölye çalışması yapmak için Ondokuz Mayıs Üniversitesi’ne geldim ve Samsun’u çok sevdim. Sanatla ilgili entelektüel bir kitle var bu şehirde.

HABERHAYAT: Tiyatro hayatınıza ne zaman ve nasıl girdi?
TAMER LEVENT:
İlkokuldayken Vatan yahut Silistre hikayesini işleyeceğimiz derste, öğretmene “Bu tiyatro oyununu biz yapalım” dedim. Öğretmenimiz izin verdi ve Vatan yahut Silistre’yi oynadığımızda o kadar beğendi ki okuldaki bütün sınıflarda oynadık. Lise yıllarında, fen ağırlıklı bölümde okudum, ama tiyatro kolu başkanlığı yaptım. İlerleyen yıllarda Ankara Devlet Konservatuarı Üstün Yetenek Sınavı’na girdim ve sınavı kazandım. Ankara Devlet Konservatuarı’nı yetenek sınavıyla kazanmak insanı fazlasıyla onure ediyor.

HABERHAYAT: TOBAV( Devlet Tiyatroları Opera ve Balesi Vakfı) ve TOMEB( Tiyatro Oyuncuları Meslek Birliği Genel Başkanı)deki çalışmalarından biraz bahseder misiniz?
TAMER LEVENT:
1981’de TOBAV’ı, 1990’larda TOBEV’i kurduk. 1993’te ilk ve son kez yapılan bir uygulama ile seçimle Devlet Tiyatroları Genel Müdürü oldum. Gelişmiş toplumlarda sivil toplum kuruluşları çok önemlidir. TOBAV’la daha yaşanılır bir dünya için ‘Sanata Evet’ sloganıyla bir çalışma başlattık. Belki de ilk kez bir sanat dalının, bir sivil toplum kuruluşu ile devlet imkânları ile çalışıyormuş gibi görünmesini sağladık. Ama bu işi tamamen kendi enerjimizi vererek yaptık. Maddiyatı hiç düşünmeden uluslararası festivaller düzenledik ve bu etkinliklerde dünyaca ünlü birçok ekibi ağırladık.

HABERHAYAT: ‘Sanata Evet’ projesinin gelişmesi için çok çaba sarf ettiniz. Neden ‘Sanata Evet’?
TAMER LEVENT:
İnsan olduğumuzun bilincinde olmanın mutluluğunu yaşamamıza engel olan, yine kendimiziz. Sanat sayesinde insanlığa yararlı, olumlu, ılımlı ve ne yaptığının farkında olduğumuz bir yaşam sürebiliriz. Ben içinde sanat hayatım boyunca, 170 ülkede eğitmenlik yaptım. Gittiğim ülkelerde tiyatronun ne kadar işe yarar, eğitici, etkili ve başarılı olduğunu gördüm. Bunun benim ülkemde de olmasını istiyorum. İşte Bu yüzden ‘Sanata Evet’

HABERHAYAT: Peki, toplumumuz sanat kavramının ne anlama geldiğinin farkında mı?
TAMER LEVENT:
Ülkemizde sanatla ilgili çalışmalar olmasına rağmen, sanat kültürünün yeterince anlaşılmadığı kanısındayım. Çünkü toplumumuzun büyük bir kısmı sanat kavramının anlamını bilmiyor. Ne yazık ki böyle bir eğitim de verilmiyor. Hâlbuki her insan birer sanat ürünüdür, çünkü insanda donanım olarak bu özellik doğuştan bulunur. Her insan doğasında bulunan yeteneklerinin farkına varıp, bu konuda eğitim alabilse, yaratıcılığı ve yeteneği ile sanatı birleştirerek problem çözme konusunda başarılı olacaktır. Ama biz bu konuda eksiğiz.

HABERHAYAT: Sanat kültürü topluma neler kazandırır?
TAMER LEVENT:
Sanat kültürü gelişmiş toplumlarda insanlar çabuk sinirlenmez, hoşgörülü olur. İşlerini özenli ve titiz yapmak konusunda iyidirler. Sanat kültürü almış insanlar, yaptıkları her işi bir sanat icra ediyormuşçasına aşk ile yapar. Yazdıkları herhangi bir yazıyı güzel yazmaya çalışır. Defterlerini temiz ve düzenli tutar. Bir yemek masasını tertip ve düzen içerisinde hazırlar. Her şeyden önce sanata nail olmuş insanlar birbirlerini dinler. Toplumumuza dönüp baktığımızda, son zamanlarda insanların birbirlerini dinlemeye dahi vakit ayırmadıklarını görüyoruz. Çünkü herkes kendi söylediklerine ve söyleyeceklerine odaklanıyor. Hâlbuki asıl olan anlaşabilmektir. Anlaşmanın yolu da dinlemekten geçiyor. Dinleyince cevap aramak, cevap bulunca da paylaşmak lazım. Bizler toplum olarak çok çabuk sinirleniyoruz. Bu durum gelişmemiş bir toplumun göstergesidir. Aslında her şey konuşularak çözülebilir.

HABERHAYAT: Sahneye koyduğunuz Yeniden Yaratma adlı oyunla Devlet Tiyatroları’nın ilk Rusya turnesini gerçekleştirdiniz. Nasıl bir deneyimdi sizin için?
TAMER LEVENT:
‘Yeniden Yaratma’ çok güzel bir oyundu. Ne yazık ki oyunun yazarı Ülkü Ayvaz’ı çok genç yaşta kaybettik. Oyun o zamanlar ENKA Vakfı ödülü kazanmıştı, fakat yazarlar oyunu sahnelemenin zor olduğunu düşünüyorlardı. Ben hiç öyle düşünmedim ve oyunu sahneledik. O dönemde Rusya’ya turne yapan ilk tiyatro topluluğu olduk. Uluslararası bir festival düzenlenen Çelyabinks şehrine gittik ve oradan en iyi oyun ödülünü alarak geri döndük. Bugüne kadar sahneye koyduğumuz tüm oyunlar, uluslararası festivallere davet edildi. Elde edilen başarılar bizlere ve ülkemize saygı duyulmasını sağlıyor.

HABERHAYAT: Türkiye'de eğitimde, drama ve yaratıcı drama çalışmalarını başlattınız…
TAMER LEVENT:
Drama ve dramanın alt kollarının Türkiye’deki sanat gelişimine az da olsa katkıda bulunduğumu düşünüyorum. Drama tiyatronun kökenidir. Dram, durum anlamına gelir. Ama bizim toplumumuz dramı ‘acıklı’ bir şey olarak biliyor. Drama yalnızca olanı değil, olması gerekeni de tartışıp doğruya ulaşmayı hedefleyen bir yapıya sahiptir. Bu yüzden insanlar drama atölyelerine katıldıklarında bir aydınlanma yaşıyor. Bir olayın tüm açılarını görebilme yetisini kazanıyor. İşte bu yüzden tiyatroyu hem eğitici hem de zihin açıcı olarak nitelendirebiliyoruz.

HABERHAYAT: Tiyatronun topluma faydaları nelerdir?
TAMER LEVENT:
Tiyatro insanları eğitir. Mesela; sahnede kızına bağıran bir babayı izleyen seyirci, kendi hayatında kızıyla olan ilişkisi hakkında öngörü sahibi olur. Empati yapmayı öğrenir. Bu aynı zamanda bireyin kişisel gelişimini sağlayan bir durumdur. Tiyatro ile kendimizi eleştirmeyi, rol model almayı öğreniriz. Bunun için tiyatro kültürünü yaygınlaştırmamız gerekir. Bireylerin gelişmesinin toplumun genelinin gelişimine yansımasıyla toplum da gelişmiş olur. Tiyatro sayesinde, yaşanan problemler hoşgörü ile çözüme kavuşturulabilir. İşte bu sanatın gücüdür.

HABERHAYAT: Peki, Türk halkının tiyatroya bakışı nasıl?
TAMER LEVENT:
Türkiye’nin hâlihazırda bir tiyatro seyircisi kitlesi mevcut. Ancak tiyatro seyircisi kitlemiz, tiyatronun kültürünü henüz kavrayamadı.
HABERHAYAT: Son yıllarda oyunların aynı konu çerçevesinde geçtiğini görüyoruz…
TAMER LEVENT: Gelişmiş bir ülkede sayamayacağımız kadar oyun yazılır. Ama bizim ülkemizde yazarlar konu kıtlığı çekiyor. Oyun yazarları bir gazete açıp okusalar bile onlarca yazın konusu bulabilirler. Neden böyle bir sıkıntı yaşandığını ben de anlayamıyorum. Tiyatro kültürü yaygınlaşmadığı için sahnede sürekli mutsuz, eleştirel ve kızgın oyunlar yer alıyor. Ama ülkemizin birçok sosyal sorunu varken; böyle mutsuz ve kızgın oyunlar tercih etmek işin kolayına kaçmaktır.

HABERHAYAT: Peki, neden öfke içeren konular seçiliyor?
TAMER LEVENT:
Toplumumuzda uzlaşmak kötü bir şey gibi algılanıyor. Oysa ki uzlaşmak medeniyetin göstergesidir. Çocukluğumuzda birbirini dövebilmek ondan üstün olmaktır, gibi bir algıyla hareket ettirildik. Ben de çocukken çevre bunu kabul gördüğü için öyle davranırdım, ama eve gelince başka bir karaktere bürünürdüm. Çünkü ailem farklı doğruları benimsemiş insanlardı. Ama herkes aynı olanaklara sahip değil. Yetişme çağlarındaki insanlarda, çevrenin tutumu genellikle öfkeye yönelik olduğundan bu tarz konular senaryolarda yer alıyor.

HABERHAYAT: Tiyatronun yanı sıra birçok sinema ve dizide de yer aldınız. Tiyatro oyuncularının sinema ve dizlerde yer almasını, tiyatro ve ekran açısından nasıl değerlendirirsiniz?
TAMER LEVENT:
Eskiden tiyatroyu o kadar çok önemsiyordum ki televizyon işlerinde yer almak istemiyordum. Hatta eşim TRT’de prodüktördü. Türk televizyonlarının ilk dizilerinden olan Ferhunde Hanım’ın Kızları dizisinde bana rol teklif etmişti. Radikal bir biçimde karşı çıkarak teklifini reddettim. Çünkü ben tiyatrocuydum ve maddi kaygılarla yapıldığını düşündüğüm için, diziler bana pek uygun gelmiyordu. Ancak daha sonra insanlar günlük hayatlarını programlarken bile dizileri hesaba katmaya başlayınca; dizilerin kalitesinin artmasının, çekim tekniklerinin en üst seviyelere çıkartılmasının, senaryo kalitesinin artmasının gerekli olduğunu düşünmeye başladım. Bu yüzden tiyatro oyuncularının ekrana geçişini olumlu buluyorum. Ama televizyondan tiyatroya geçiş yapanlar için durum her zaman olumlu olmayabiliyor. Televizyonda çok başarılı işler yapmış bir oyuncunun tiyatro oyununa, sadece o oyuncunun ismini gördüğü için gelen izleyici, oyunu beğenmeyince bir daha tiyatroya gelmiyor. Bu da hem o oyuncu hem de tiyatro adına büyük bir kayıp haline geliyor.

HABERHAYAT: Oyunculukta yaşanılan zorluklar neler?
TAMER LEVENT:
130 dakikalık bir sinema filmi 5-6 ayda çekilirken, 130 dakikalık bir televizyon dizisinin çekimleri yalnızca bir hafta sürüyor. Yani kimileri tarafından meslekten bile sayılmayan oyunculuk, aslında sanıldığının aksine çok meşakkatli bir meslek. Oyuncular bir işçi yahut bir çalışan gibi hak talep edilebilecek bir kuruma da sahip değil.

HABERHAYAT: Tiyatronun duayen isimlerinden biri olarak, oyuncu olmak isteyen gençlere neler tavsiye edersiniz?
TAMER LEVENT:
Gençlerimizin insanımızı, ülkemizi, kültürümüzü geliştirecek buluşlar yapması gerekiyor. Hepimiz hayata ve insana değer vererek yaşamalıyız. İnsanlarımızın sevgi ve hoşgörüye fazlasıyla ihtiyacı var. Din, dil, ırk, renk yahut siyasi görüşlerimiz farklı olabilir ama hayatı tüm farklılıkları ile kucaklamamız gerekiyor. Tiyatro yapmak isteyen gençlerin, öncelikle bu dünya görüşüne sahip olması gerektiğini düşünüyorum.

HABERHAYAT: Son olarak neler söylemek istersiniz?
TAMER LEVENT:
HaberHayat da sanatın bir parçası. Çünkü hayattan haber veriyorsunuz. İnsanlar bu haberleri öğreniyor, beyincik dediğimiz yaratıcı organ o haberleri yorumlayıp bir sonuç çıkarıyor. Yani iletişim tekniği gelişmiş oluyor. Dolayısı ile ‘haberde hakikaten hayat’ var. Baskı kalitesi ve içeriği ile çok kaliteli bir dergi çıkarıyor, işinizi hakkıyla yapıyorsunuz. Tüm HaberHayat ekibini tebrik ederim.

Mehtap YILDIZ


RÖPORTAJLAR
 
Telif Hakkı © Haber Medya Grubu
RSS Samsun haber İletişim