AZRA KOHEN    
Duru güzelliğinin, ışıl ışıl, kocaman gözlerinin ve sakinliğinin etkisi altına girmemek pek de mümkün değil. Kitaplarındaki büyü, kendisinde gizli sanki. Türkiye’nin en çok okunan yazarlarından biri olması, Fi, Çi ve Pi üçlemesiyle yazın dünyasında bomba etkisi yaratması, tesadüf değil… Akilah Azra Sarızeybek Kohen, yeni kitabı Aeden ile okuyucularla yeniden buluştu. Kohen, farklı bir kurguyla yazdığı, gerçek olayları fantastik bir dille anlattığı kitabında, yine çarpıcı bilgileri okuyucularla paylaşmış. HaberHayat’a özel açıklamalar yapan ünlü yazar Azra Kohen ile yazarlığı, Akilah mahlasının anlamını, Aeden’i, yeni yazmaya başladığı Dinle Beni adlı kitabını, Fi’nin dizi versiyonunu ve insan olmayı konuştuk….

HABERHAYAT: Nasıl başladınız yazmaya?
AZRA KOHEN:
İhtiyaçla. Olan her şeyin köklerini, ihtiyaçtan aldıkları takdirde çok güçlü bir şekilde var olabileceklerine inanıyorum. Yani biyolojiyi, fiziği, kimyayı incelediğinizde, bunu görüyorsunuz. Bu kitapları yazarken de çok ciddi bir ihtiyacım vardı. Daha farklı bir toplum algısı içerisinde olmak istiyorum. Daha farklı muhabbetlerin döndüğü, bir sohbetin içinde olmak istiyorum. Bunu da sürekli bir araya geldiğiniz insanlarla yapamıyorsanız, mesela kadınlarla çanta, ayakkabı konuşuyorsanız, erkeklerle sadece futbol konuşabiliyorsanız, bir süre sonra kendi türünüzü yaratacağınız bir şey istiyorsunuz. Kitaplarımı yazdıktan sonra, benimle aynı konulara ilgi duyan milyonlarca insan olduğunu fark ettim. Bu bile bana çok büyük bir hediye. Kitaplarım okuyucularla buluştuktan sonra yalnızlık duygum kayboldu.

HABERHAYAT: Azra Kohen yalnız bir kadın mı?
AZRA KOHEN:
Yalnızlık derken, aslında toplumsal bir yalnızlıktan, sokağa çıktığınızda, selam verdiğiniz insanlarla olan muhabbetinizdeki yalnızlıktan bahsediyorum. Yoksa kendi aile içi yaşantısında çok zengin biriyim. Bir oğlum var. Eşim, en iyi arkadaşım aynı zamanda. Ama sokağa çıktığınız andan itibaren, karşı karşıya geldiğiniz insanlarla, sohbet ettiğinizde kendiniz olabilmelisiniz. Kendim olamama duygusu, çok daha ilgimi çekmeyen konuları dinlemek zorunda kalmak, nedense toplumdaki bir sürü insanın, aslında bir değeri olmayan konuları konuşuyor olması, bir süre sonra sizi geri kalan herkesten soğutuyor. Ve siz, o zaman sadece üç beş kişiyle, kocaman bir yaşantı geçirmeyi seçer hale geliyorsunuz.

HABERHAYAT: Tuğla gibi kitaplar yazıyorsunuz. Ve insanlar, çılgınca kitaplarınızı okuyor. Bunun sırrı nedir?
AZRA KOHEN:
Çok bilgilendirici ve çok eğlenceli kitaplar yazıyorum. Okuyucular, eğlenirken kitabın tadını çıkarıyorlar. Bu da kitaplarımı okunur kılıyor. Okuyucular, kitap bittikten sonra bile tekrar kitaplarımı okuyor. Demek ki kitaplarımın, okuyucuya kalacak bir değeri, bir bilgisi var.

HABERHAYAT: İlk kitabınızı Akilah mahlasıyla çıkardınız. Neden sakladınız isminizi?
AZRA KOHEN:
Akilah, en çok sevdiğim kız ismi. Çok güzel bir anlamı var. Parlak zeka, parlak zekanın kudreti demek. Bir kız çocuğumuz olsaydı adını Akilah koymayı düşünüyorduk. Kız çocuğumuz olmadı. Kitap yazınca da Akilah adıyla çıkardım. Çünkü öncelikle Azra Kohen diye yayınlamak istemiyordum. Ki yazarı, Türk mü? Yabancı mı? Kime ait olduğu bilinmesin. Kadın mı? Erkek mi? Yazmış bilinmesin. Sahipsiz bir kitap olsun ve de okuyanı bol olsun istedim. Ama yayın evi değişikliği sırasınca mutlaka adını koymak zorundayız dediler. Kızlık soyadım Sarızeybek. Akilah Azra Sarızeybek Kohen, çok uzun bir ismi olacaktı. Ben de Akilah Azra Kohen’i kullanmaya başladım. Bazen mecburiyetlere teslim olmak, daha kolay geliyor hayatta.

HABERHAYAT: Fi, Çi ve Pi ile çok büyük bir başarı elde ettiniz. Bu başarıyı bekliyor muydunuz?
AZRA KOHEN
: Çok beklemiyordum açıkçası. Bu kadar anlaşılmak gerçekten de çok büyük bir mutluluk. Ama aynı zamanda çok da büyük bir umut. Demek ki gerçekten de içten bir şekilde, bir şeyleri anlatmaya çaba harcadığında dinleyecek, anlayacak ve sana birçok şey öğretebilecek, insanlar olduğunu görüyorsun. Ben de bu yolculukta birçok şey öğreniyorum.

HABERHAYAT: Ay Yapım Fi’nin, dizi versiyonunu seyirci ile buluşturdu. Nasıl buldunuz diziyi. Neler hissediyorsunuz?
AZRA KOHEN:
Gayet güzel bir duygu. Çekimler de oyunculuklar da gayet iyi. Kitabın mahremiyetini bozmadan senaryolaştırılarak, farklı sahneler eklendi. Kitabı orada bir korumaya aldık. Biraz zor ama güzel oldu düşünüyorum.

HABERHAYAT: Ve yeni kitabınız Aeden okuyucu ile buluştu. Aeden’den bahseder misiniz?
AZRA KOHEN:
Aden değişik bir kurguyla yazıldı. Farklı bir matematiksel kodlaması var kendi içerisinde. Aeden diye Kur’an-ı Kerim’de de A D N olarak adı geçen bir mekanı anlatıyorum. Evrende bir köşede kalmış ancak Cennet vasıflarına sahip bir gezegen. Bu gezegenin içinde 18 tane farklı tür yaşıyor. Ve bu 18 türün içinde insan da var. İnsan olan Sonje ve Numi bir şekilde Aeden’den çıkıp dünya gezegenine geliyor ve hikaye aslında orada alevleniyor. Kendi potansiyellerini gerçekleştirmek için geliştirilmiş gezegende büyümüş, iki insanın gözünden bugünkü insanlığı, insanlık adını verdiğimiz bugünkü sistemi görüyoruz. Ve aslında insan olmadığımızı, insan olmak için çok çaba verilmesi gerektiğini, bu gezegende yaşayan, insan potansiyeline sahip ama daha insan olmamış insansılar olduğumuzu deneyimliyoruz. Bunun dışında, diyaloglarda çok ciddi şekilde işinize yarayacak bilgiler de veriyorum. Aslında Aeden’in içindeki bütün hikaye gerçek. Ama ben onu fantastikmiş gibi anlatıyorum. Okuduğunuzda anlayacaksınız ne demek istediğimi. Gerçek olduğu için zaten çok okunuyor.

HABERHAYAT: Bu kadar bilgiyi nerden biliyorsunuz?
AZRA KOHEN:
Bu bilgiler, aslında her yerde. Başkalarının hayatını merak etmeyi bırakıp, varoluşumuzu, vücudumuzun nasıl işlediğini, zihnimizi daha iyi çalıştırmanın, daha sağlıklı olmanın yollarını öğrenmek, hiçte zor değil. Sadece Ahmet’in köpeği, Zeynep’in saçı ya da Mehmet’in ayakkabısını merak etmek yerine, artık daha farklı şeyleri merak etmeliyiz. Merakımızı ehlileştirdiğimiz zaman, hayat karşımıza bu bilgileri çıkarıyor.

HABERHAYAT: Bu merak ehlileştikten sonra mı tam anlamıyla insan olabiliriz?
AZRA KOHEN:
İnsan olmanın birinci koşulu cana sahip çıkmak. İstediğiniz kadar merakınızı ehlileştirin. Cana sahip çıkmıyorsanız, hiçbir şey değiliz. Bu gezegendeki en dominant organizma biziz. Diğer bütün canlıları düşünün. İnsandan güçlü bir canı türü yok. Aslanlar, kaplanlar, karıncalar, kuşlar, virüsler, bakteriler dahil olmak üzere insan, şu anda gezegeni domine etmiş durumda. Fakat insanın dominasyonu, yani bir organizmanın gezegendeki dominasyonu aslında çok büyük bir sorumluluktur. O gezegendeki her şeyi köleleştirip de istediğimiz gibi kullanmak demek değildir. Yaratanın elçisi vasfında olabilme ihtimalidir. Bu ihtimal de değerlendirilmediğine, yaratanın elçisi olmak, yaratanın yarattıklarına sahip çıkmakla başlar. Yaratanın yarattıklarını böyle köleleştirerek, onların üzerinden keyif elde edebilmek için onları yağmalamakla başlamaz. O artık şeytanın uzantısı oluyor. Şeytanın yaverliği oluyor. O yüzden cana sahip çıkmayan, hiç kimse bana dinden bahsetmesin. Ben insanların söylemleriyle değil, davranışlarıyla kendilerini ortaya koyduklarına inanıyorum. Cana sahip çıkmayan bir Müslüman, Müslümanım diyemez zaten.

HABERHAYAT: Kitaba ilgi nasıl?
AZRA KOHEN:
Gayet iyi. Bir numarayız Türkiye çapında.

HABERHAYAT: Siz hangi tür kitaplar okuyorsunuz?
AZRA KOHEN:
Ben iyi bir kitap okuyucusu değilim. Daha çok bilim makaleleri, bilimle ilgili gelişmeleri, genetikle ya da fizikle, astrofizikle ilgili araştırma kitapları okuyorum. Genelde o yüzden de okuduğum kitaplar yabancı oluyor.

HABERHAYAT: Yolda yeni bir kitap var mı?
AZRA KOHEN:
Bir polisin hikayesini anlattığım, Dinle Beni adlı bir kitap yazmaya başladım.

HABERHAYAT: Son olarak neler söylemek istersiniz?
AZRA KOHEN:
Sizlere çok teşekkür ediyorum. Herkese sevgilerimi yoluyorum.
Ayşe KUŞCU


RÖPORTAJLAR
 
Telif Hakkı © Haber Medya Grubu
RSS Samsun haber İletişim