ZAFER ALGÖZ    
Efsana oyuncu Zafer Algöz’den
Haşırt Dı Bilekbord

Ağır Roman'ın Gaftici Fethisi, Behzat Ç.’nin ağır abisi, Yahşi Batı'nın şerifi, AROG'un Kargası, Ali Baba ve 7 Cüceler'in Kenan Memedov'u, daha nice rollerin efsane ismi Zafer Algöz... Şehirli, köylü, zengin, fakir, kötü-iyi, ağır abi, saf delikanlı rolleri ile hayranlıkla izlediğimiz Algöz, Deli Aşk filminde kadın kılığına girerek Carol rolüyle kadın oyunculara taş çıkardı. Algöz, oyunculuğun yanı sıra geçen ay çıkardığı Haşırt Dı Bilekbord’la kalemiyle de iddialı olduğunu kanıtladı. Türkiye’nin en önemli oyuncularıyla yaşadığı en güzel anılarını okuyucularla paylaşan Algöz ile yeni kitabı ve oyunculuk hakkında konuştuk.

HABERHAYAT: Efsane oyunculardan birisiniz. Nasıl başladınız oyunculuğa?
ZAFER ALGÖZ:
Benim kariyer planlamamı annem bana hamileyken yapmış. Daha doğmadan önce oyuncu olmama karar verilmiş. ‘Aman oğlum oyuncu ol’ diye, ailem beni hep bu yola yönlendirdi. Normalde aileler çocuklarının oyuncu olmasına karşı çıkar. Ama annem ve babam ileriyi gören insanlarmış. Oyunculuk mesleği ileride bu çocuğa para kazandırır, o da kendi istikbalini kazanır diye düşünmüşler herhalde. Ben de yönlendirmeler sonucu bu mesleği seçtim. 14 yaşlarında çocuk ve gençlik tiyatro kurslarıyla başladım oyunculuğa. Daha sonra oyunculuk eğitimi almak gerektiğini düşündüm. Ve Ankara Devlet Konservatuvarı Tiyatro Bölümü’ne gittim. Mezun olduktan sonra devlet tiyatrolarına oyuncu olarak tayin oldum. O zamandan bu zamana kadar yani yaklaşık 41 yıldır oyunculuk yapıyorum.

HABERHAYAT: Ömrünüz oyunculuk ile geçmiş. Oyunculuğun size kaybettirdikleri oldu mu?
ZAFER ALGÖZ:
Oyunculuğun bana kazandırdığı da kaybettirdiği de çok şey oldu. Yorgunluklar, kırgınlıklar, çok çalışıp başarısızlıklarla karşılaştım. Ama yine de her zaman mesleğimi severek ve özveriyle yaptım.

HABERHAYAT: Tiyatro, sinema ve dizi hangisi sizin için daha özel?
ZAFER ALGÖZ:
Geçenlerde bir yerde çok güzel bir şey okudum. Yazıda diyor ki, “Sinema oyunculuğu size şöhret kazandırır, televizyon para ama tiyatro oyunculuğu hepsinden daha çok şey kazandırır”. Tiyatro oyunculuğunu çok daha kıymetli olduğunu düşünürüm. Televizyon dizilerindeki, sinema filmlerindeki kadın ve erkeklerin pek azı, tiyatro sahnede oynayabilecek yeteneğe sahip. Birinin oyuncu mu, oduncu mu olduğu tiyatro sahnesinde belli olur. Tiyatro oyuncusu olmak için çok uzun ve çileli bir yolculuktan geçmek gerekiyor. Bir şeye bakmak için değil, görmek için bakanların sanatıdır tiyatro sanatı. Bu anlamda da tiyatro benim için çok özeldir.

HABERHAYAT: Samsun’da Gazi Sahnesi kapatıldı. Bununla ilgili başlatılan kampanyaya sanatçılar da destek verdi. Siz neler söylemek istersiniz?
ZAFER ALGÖZ:
O kadar üzücü ki. Bir yerde sanat kurumunun kapatılması demek hastanenin kapatılması gibi bir şey. Rehabilitasyon merkezinin kapatılması gibi bir şey. Çünkü bu medeniyetin olmazsa olmaz ölçüsüdür. Medeni olmak istiyorsanız, daha medeni bir ülke olmak istiyorsanız, genç bir kuşağı yetiştirmek istiyorsanız, kültür ve sanata yatırım yapmak lazım. Kültür ve sanata yatırım yapmanın yolu önce bina yapmak, sonra eğitecek kadrolar, eğitim görecek çocuklar, kültür ve sanat zevki olacak kuşaklar oluşturmak. Ancak o zaman medeni bir ülke olma yolunda hızla ilerleyebilirsiniz. Biz mesela aynı sancıyı İstanbul’da da çekiyoruz. İstanbul bugün Avrupa’nın birçok noktasından büyük bir kent. Ama İstanbul’da tiyatro eserlerinin sahnelenebileceği bir sahne yok neredeyse. İşadamlarının yapmış olduğu gökdelenlerin altında 400-500 kişilik sinema salonu ve tiyatro salonu arasında, iki arada bir derede salonlarda tiyatro oynanmaya başlandı. Halbuki tiyatro salonu dediğiniz yer, başlı başına bizzat tiyatro oyunlarının oynanması için yapılmış bir salondur. Sanata kültüre verilen yatırım belki kısa vadede karşılığını bulmaz ama uzun vadede hem aklı başında, kültürlü, eğitimli kuşakların yetişmesine vesile olur hem de ülke olarak daha ileriye gitmenize yol açar.

HABERHAYAT: Muhteşem bir oyuncusunuz. Cem Yılmaz’ın yeni filmi Deli Aşk’ta kadın rolünde seyrettik sizi. Projelerden bahseder misiniz?
ZAFER ALGÖZ:
Deli Aşk’ta, Cem Yılmaz, ben, Hakan Altun ve Can Yılmaz’ın küçük rolleri var. Anı olsun diye bu filmde oynadık. Seyircilerimiz de çok beğendi. Mutluyuz. Mayıs ayının ikinci ve üçüncü haftasında Arif V 216 filminin çekimlerine başlayacağız. Filmin büyük bir bölümünü İstanbul’da çekeceğiz. Bir kısmını da İzmir’de çekeceğiz. Onun için de müthiş bir süratle hazırlıklarımıza başladık.

HABERHAYAT: Peki, sizi bir dizi de görebilecek miyiz?
ZAFER ALGÖZ:
Olmaz mı. Tiyatro, dizi, sinema, inanın eve gidecek zamanı zor buluyoruz. Biz şu anda Erkan Can ile beraber Show TV’ye bir dizi hazırlıyoruz. Bir Sevda Masalı ya da Bir Sevda Hikayesi olacak ismi. Dizinin çekimleri başladı. Çok güzel bir dizi seyircileri bekliyor.

HABERHAYAT: Haşırt Dı Bilekbord adlı kitapla okuyucularınızla buluştunuz. Nasıl karar verdiniz kitap yazmaya?
ZAFER ALGÖZ:
Ben yazım konusunda biraz tembel bir adamım. Daha çok hikayeci tarafı kuvvetli olan biriyim. Hikaye tarafım kuvvetliyken, yazım konusunda hiç düşünmemiştim ama 2 sene önce gazeteci Candaş Tolga Işık, “Kafa Dergisi diye bir dergi çıkarıyoruz. Bu dergide bizimle beraber yazar mısın ağabey? Aramızda da çok kıymetli yazarlar var” dedi. Kimler var dedim. İlber Ortaylı’dan başladı. İlber Hocayı çok severim. Çok saydığım değer verdiğim bir büyüğüm. Ben de naçizane bir şeyler yazayım o zaman, dedim. Sonra Kafa Dergisi’nde kendi deneyimlerimi, başımdan geçmiş olanları yazmaya başladım. İnkılap Kitapevi sağ olsun yazılarımı takip etmiş. Onlar, bunları kitap haline getirebilir miyiz? dediler. O zamana kadar hiç öyle bir düşüncem yoktu. Onların sayesinde hikayelerimi kitap yapmak fikri doğdu.

HABERHAYAT: Kitapta nasıl hikayeler bizi bekliyor?
ZAFER ALGÖZ:
Kitapta 15 yaşımdan 55 yaşıma kadar Türk tiyatro, sinema ve dizi sektöründe tanıdığım ve çalıştığım herkesin tanıdığı, çok çok kıymetli isimlerle yaşanmış anekdotlar var. Kemal Sunal’dan Öztürk Serengil’e, Fatma Girik’den, Sadri Alışık’a kadar birçok güzel insanı kitapta bulabilir okuyucu. Benden sonra gelecek olan kuşağın da o insanlar hakkında fikir sahibi olsunlar istedim. Kitabın kapak tasarımını, fotoğrafını, ismini Cem Yılmaz buldu. Ön sözünü de kendisi yazdı ve beni onurlandırdı. Bu vesile ile kendisine çok teşekkür ediyorum.

HABERHAYAT: Kitabın adı nereden geliyor peki?
ZAFER ALGÖZ:
Haşırt Dı Bilekbord kalıp olarak Öztürk Serengil’in Türkçe’ye hediyesidir. Kitap Öztürk Serengil’in Çeşme’de bana bizzat anlattığı bir hikaye ile başlıyor. Kendisini rahmet ve sevgi ile anıyorum.

HABERHAYAT: Samsun’a pek çok kez geldiniz. Nasıl buluyorsunuz Samsun’u?
ZAFER ALGÖZ:
Samsun’u çok seviyorum. Samsun Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş aşaması için ilk basamak özelliği taşıyan muhteşem bir kent. Aynı zamanda çok gelişmeye müsait bir Karadeniz kenti. 2 sene önce de gelmiştim. Ondan birkaç sene önce de gelmiştim. Samsun’un tam Karadeniz’in ortasında ama dört yerden bir gelinerek ulaşılabilme özelliği var. Her gelişimde Samsun’u biraz daha gelişmiş görüyorum. Ama tek üzüntüm biraz fazla betonlaşmış olması. Uçakla gelirken yukarıdan da gördük. Otelden buraya gelirken de gördük. Ne yazık ki bizde gelişmek deyince, binaları falan dikmek geliyor insanların aklına. Oysa sürekli bina dikerek, gökdelenler yaparak gelişim olmaz. Biraz da çocuklara oyun alanı, oyun parkı, insanların soluklanabileceği yeşil alanlar bırakmak lazım. Ali Baba ve Yedi Cüceleri çekmek için Sofya’ya gitmiştik. Sofya’da 2 aydan fazla kaldık. İnanın Sofya’nın İstanbul’un yüz ölçümü kadar yeşil alanı vardı. Her taraf orman, her taraf parktı. İnsanların huzur içerisinde oturup dinlenebileceği, koşabileceği, yürüyebileceği, piknik yapabileceği, zaman geçirebileceği muhteşem bir kent. Onun için gönlüm ister ki Samsun’un bundan sonraki gelişimi için birazcık insanların sosyal alanlarda kendilerini rahatlatabilecekleri parklar, bahçeler ve çocukların oyun alanları olsun. Hiçbir şey için geç değil.
AYŞE KUŞCU



RÖPORTAJLAR
 
Telif Hakkı © Haber Medya Grubu
RSS Samsun haber İletişim