CAN YILMAZ    
Ağabey Can Yılmaz’dan özel açıklamalar

AROG, GORA, Komedi Dükkanı gibi muhteşem işlerin gizli kahramanlarından biri. Türkiye’nin en komik adamı Cem Yılmaz’ın ağabeyi yazar Can Yılmaz, en az Cem Yılmaz kadar komik ve popüler. Yap Bir Babalık, adlı yeni kitabı ile okuyucu ile buluşmaya hazırlanan Can Yılmaz ile sinema, oyunculuk ve projeleri hakkında konuştuk.

HABERHAYAT: Müjdat Gezen Sanat Merkezi’nde oyunculukla ilgili güzel bir anınız var. Bizimle paylaşır mısınız?
CAN YILMAZ:
Müjdat Gezen, 90’larda okulunu açtığında okula ilk kaydolan bendim. Sınava çağırdılar beni. Sahneye çıktım, karşımda harika oyunculardan oluşan bir jüri. Ben tutuldum kaldım. Hiçbir şey yapamadım. Tabi sonrasında kazanlar listesinde adım var mı yok mu bakmaya bile gitmedim. Böyle acı ama güzel bir anım var.

HABERHAYAT: Türkiye’nin en komik ve en popüler adamı Cem Yılmaz’ın ağabeyi olarak bazen çeşitli eleştirilere maruz kalıyorsunuz. Hiç Cem Yılmaz’ı kıskandığınız oldu mu?
CAN YILMAZ:
Bir ara kıskandım. Ama baktım olacak gibi değil. Kıskanmayı bırakıp, ondan bir şeyler öğrenmeyi tercih ettim. Çevremde bir sürü profesyonel kıskanan adam var. Ve o insanlar, kıskançlık yüzünden hayatlarını bitiriyorlar. Birilerini kıskanmak yerine, ben ne yapıyorum, neler yapabilirimi düşünmek lazım.

HABERHAYAT: Film senaryolarını Cem Yılmaz ile birlikte mi yazıyorsunuz?
CAN YILMAZ:
Evet birlikte yazıyoruz. Zafer ağabey de (Algöz) dahil oluyor zaman zaman senaryolara. Bundan evvelki senaryolarda da birlikte çalıştık. Arifle 216 filminin senaryosunda da birlikte çalışıyoruz. Ana fikir her zaman olduğu gibi Cem’indi. Biz de kendimizce ufak tefek katkılarda bulunuyoruz.

HABERHAYAT: Nasıl geçiyor bu süreç?
CAN YILMAZ:
Sancılı. O zamanlar Cem Yılmaz’ın yanında olmak istemezsin. Genelde ana hikayeyi bulan Cem olur. Karakterleri de o bulur aslında. Ama biz onun bu hikayelerine girişler yaparız. O da bazen pek hoşlanmaz bu girişlerden. Ama mecburuz karışmaya. Çok güzel olmuş, müthiş yapmışsın Cem, senden de bu beklenirdi dersek yol alamayız. Birinin müdahale etmesi gerekiyor. Biz o müdahale eden gruptan olduğumuz için bu yazma süreçlerimiz 2, 3, 4 ayı buluyor. Onlar da pek eğlenceli geçmiyor açıkçası.

HABERHAYAT: Hep aynı oyuncularla oynamayı tercih ediyorsunuz. Bu konuda eleştiriliyor musunuz?
CAN YILMAZ:
Evet Cem Yılmaz hep aynı adamlarla film yapıyor diyorlar. Kardeşim, oyuncular iyi. Bu oyuncular varken yeni bir maceraya gerek var mı? Mesela Zafer Algöz kılıktan kılığa giriyor. Hamur gibi oyuncu. Onun için hep aynı oyuncularla film çekmeyi tercih ediyoruz.

HABERHAYAT: İlk kitabınız Klişe Hayatlar Matbaası’ndan sonra yakında Yap Bir Babalık adlı yeni kitabınız okuyucularla buluşacak. Yeni kitabınızdan bahseder misiniz?
CAN YILMAZ:
Aslında üçleme gibi bir şey düşündük. Hikayelerden oluşan bir kitap serisi çıkartıp sonra da roman yazmayı düşünüyorum. İlk kitabımın üst başlığı Yeni Başlayanlar İçin Can Yılmaz’dı. Kitabın ismi de Klişe Hayatlar Matbaasıydı. İkinci kitabın üst başlığı ise Yeni Alışanlar İçin Can Yılmaz yaptık. Kitabın ismi de Yap Bir Babalık koyduk. Yap Bir Babalık, kitabın içindeki öykülerden birinin adı aynı zamanda. Kitap, daha önce hiçbir yerde yayınlanmamış 20 öyküden oluşuyor.

HABERHAYAT: Türk sinemasının unutulmazları arasına giren AROG, GORA gibi filmlere imza attınız. Türk sinemasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
CAN YILMAZ:
Türk sineması komedi türü üzerinde ilerliyor. Komedi filmleri dışında maalesef seyirci başka türleri talep etmiyor. Senede 130 film yapılıyorsa 125 tanesi komedi, gerisi de drama ağırlıklı filmler oluyor. Üzülerek söyleyeyim, aslında ben bu konunun bir tarafıyım. Tarafıyım ama bir yandan da seyircisiyim. Çok film seyreden bir adamım. En azından ne yapmamız gerekiyor onu görebilmek için iyi filmi de kötü filmi de gider seyrederim. Maalesef komedi filmi yapılıyor diye o kadar kötü işler yapılıyor ülkemizde. 1970-1980’li yıllarda seyirciyi küstürdük biz. Seyirci sinemadan uzaklaştı. Zar zor 95’de Eşkıya ile seyirciyi tekrar sinemaya çekebildik. Şimdi bu kötü işlerle İnşallah yine seyircinin heyecanını kaybetmeye sebep olmayız. 4 kişilik bir ailenin sinemaya gitmesi İstanbul’da 100 lira. Bir şey yediğinizde 150 lira. Adama 150 lira harcattırıp kötü film izlettirirsek, korkuyorum ki şu anda yükselişte olan seyirci sayımız eksilebilir. Film çeken arkadaşlar yazdıkları senaryoları mutlaka okusunlar. Kendileri anlamıyorsa, bu bir film olabilir mi? Diye bir dramaturga okutsunlar. Diyelim ki onlardan geçti. Oynatacakları oyuncuları iyi seçsinler. Oynatacakları oyuncular da bir zahmet senaryoyu okusun. Yönetmen filmi çekecek ya o arkadaş da bir zahmet senaryoyu okusun. Hepsi okuduktan sonra bunun artık sinemada perdeye yansıtılıp, milletin 15 lirasını alabileceğimiz hale geldi derlerse çeksinler filmi. Tavsiyem bu. Yoksa kötüye gidecek Türk sineması.

HABERHAYAT: Seyirci fark edebiliyor mu bu durumu?
CAN YILMAZ:
Zaman zaman fark edebiliyor. Geçen senelerde diyelim ki 800 salonda film girdi. 3 günlük gişesi bin kişiyi buldu diyelim. Şimdi aynı film bin 600 salonda giriyor, yine filmi bin kişi seyrediyor. Salonlar dolu olabilir, afişler her yerde olabilir. Bu bir başarı değildir.

HABERHAYAT: Siz kimleri beğeniyorsunuz?
CAN YILMAZ:
Nuri Bilge Ceylan, Zeki Demirkubuz gayet iyiler. Ama onlar maalesef komedi yapmadıkları için ve 70’lerden 80’lerden beri gelen sinema anlayışı komedi üzerine kurulduğu için onların seyircileri tabii belli bir sayıda kalıyor ister istemez. Ama bu kötü film yaptıkları anlamına gelmiyor. Çok iyi filmler yapıyorlar.

HABERHAYAT: Son olarak neler söylemek istersiniz?
CAN YILMAZ:
Sizlere çok teşekkür ediyor, herkese sevgilerimi yolluyorum.

AYŞE KUŞCU










RÖPORTAJLAR
 
Telif Hakkı © Haber Medya Grubu
RSS Samsun haber İletişim