SERKAN SÜREN    

Arkadaşlarında Gördüğü Şeyleri İsteyen Çocuklar Nasıl İkna Edilmeli?

Çocuklar isteklerini ertelemekte yetişkinler kadar başarılı değildir. Bunun en önemli nedeni, ego güçlerinin yeterince gelişmemiş olmasıdır. İstekleri anında yerine getirilmediğinde sert duygusal tepkiler vermek, her mizaçtaki çocukta farklı tonlarda gözlenen ortak bir özelliktir.

Çevreden görüp özenilen bazen bir telefon, tablet gibi alışkanlık yapma potansiyeli taşıyan bir elektronik cihaz, bazen de çocuğa zarar vermeyecek ama ailenin kesesini zorlayabilecek marka bir spor ayakkabı veya giyim eşyası olabilmektedir. Özenilen şeye sahip olma konusunda yoğun bir şekilde güdülenen çocuklar, mizaç olarak da zor iseler ailelerini ciddi anlamda zorlayıcı ısrarcı reaksiyonlar verebilir ancak arkadaştakinin aynısını edinememe bir çocuk için sanıldığı kadar travmatik bir deneyim olmaz. Çocuğun mizaç yapısı hangi nitelikte, ısrarının boyutu hangi şiddette olursa olsun, aile kısa net ifadeler ile isteğin neden yerine getirilemeyeceğini izah etmelidir.

Ebeveynler bu durumdan dolayı çocuğunun ruhsal olarak kalıcı bir örselenmeye uğramayacağı gerçeğini farkına varıp gereksiz suçluluk ve yetersizlik duygularına kapılmamalıdır. Yaşanılan hayal kırıklığı sonrası çocuk uzun uzun ikna edilmeye çalışılmamalı, üzüntü, ağlama, kızgınlık gibi tepkilerin yaşantılanmasına tahammül göstermeli, durumu anlamlandırabilmesi ve baş edebilmesi için gerekli zaman vermelidir.

Çocuklara küçük şeylerle mutlu olması nasıl öğretilebilir?

Çocuklar doğdukları andan itibaren, gelişimleri süresince hayatı en iyi taklit ederek öğrenir ve bunu yaparken de çok iyi birer gözlemcidirler. Anne ve babalarının ne ile mutlu oldukları ve mutluluklarını nasıl dile getirdikleri ile ilgili oldukça yüksek bir farkındalığa sahiptirler. Ebeveynlerin birbirleri ile ilişkilerinde nezaket, incelik, mizah hakimse, önemli günlerin hatırlanması, ortak değerlere saygı duyulması ve sahiplenilmesi birer mutluluk kaynağı ise böyle bir ortamı teneffüs eden bir çocuk, zaman içerisinde bu değerleri içselleştirir. Aile içinde gözlemlenerek öğrenilen ve yaşantılanan bu soyut kavramlardan beslenen mutluluk ve huzur hissi sayesinde, kişi kendisini yaşam boyu dış haz kaynakları peşinde koşuşturmak zorunda hissetmez.

Diğer taraftan çocuğun başarılı olduğu veya yetersiz kaldığı durumlarda ailenin vereceği reaksiyonların şiddeti de mutluluk ve haz  ya da tam tersi mahcubiyet duygularının derinliğini belirlemede oldukça önemlidir. Çocuğun başarılı olduğu alan ve faaliyetlerde bu başarı fark edilmeli, memnuniyet dile getirilmeli ancak  övgü ve ödül, yerli yersiz abartılı bir şekilde tüketilmemelidir. Maddi karşılığı olmayan soyut kavramlar, memnuniyetin temel karşılığı olmalıdır. Başaramadığı konularda sert duygusal tepkiler gören,  utandırmalara maruz kalan bir çocuğu ise uzun dönemde ne küçük ne de büyük herhangi bir uyaran ile mutlu edebilmek mümkün olmayabilir.

Duygu dışavurumu yüksek olan yani çocuğuna sevgisini sarılarak, öperek dokunarak gösteren ve duygularını sözelleştirebilen ebeveynlerin çocukları, maddi karşılığı olan pahalı hediyeler yerine bu tür duygusal dokunuşlardan haz almayı öğrenirler.

Nasıl aktiviteler çocukların gelişimine katkı sağlar?

0-18 yaş arası dönem, anne karnındaki süreçten sonra en hızlı gelişmenin yaşandığı geniş bir zaman dilimi. Bu zaman dilimi içerisinde farklı beceriler, farklı ihtiyaçlar ve birbirinden farklı özellikleri içinde barındırmakta.

Okul öncesi dönemde çocuk için en önemli gelişimsel araç, yaşıtlar ile beraber oyun oynamaktır. Çocuğu bir oda dolusu oyuncağa boğmak, bakıcı ile dört duvar arasında korunaklı bir ev ortamı sunup arada sırada parka uğramak gelişimsel bir katkı sağlamaz. Dikkat becerilerini arttırmak için uzun masa başı etkinlikleri ve dikkat setleri ile zorlu akademik sürece çocuğu hazırlama gibi popüler girişimler, bu yaş döneminin öncelikleri arasında olmamalıdır. Çocuğa sunulabilecek en ideal ortam; yaşıtlarından rol kapıp beceriler geliştirebileceği, sosyal, duygusal ve motor becerilerin desteklendiği etkinliklerin yapıldığı okul öncesi bir kurum olmalıdır.

Ergenlik öncesi 7-11 yaş arası dönemde çocuk için zorlu akademik hayatın başladığı döneme denk gelmektedir. Bu dönemde en uygun gelişimsel destek, çocuğun ilgi ve becerileri doğrultusunda kazandırılacak sportif ve sanatsal faaliyetlerdir. Çok faydalıdır ilkesi benimsenip illa yüzmeye, illa piyanoya gitmeye zorlanmaktansa çocuğun ilgi ve becerileri doğrultusunda hareket etmek öncelik olmalıdır.

11-12 yaş sonrasına denk gelen ergenlik dönemi anne babanın sahneden ineceği, direksiyonu çocuğuna vermesi gereken bir dönemdir. Çocuk kendi gelişimi için en değerli olan şey yaşıtları ile sosyal bağlar kurma, bu sosyal ortamlarda rol denemeleri yaparak erişkin hayata hazırlanmaktadır. Çocuk için özerkliğin en büyük ihtiyaç haline geldiği bu dönemde, kendi odasında yalnız kalmasına, korunaklı ortamlar olmak koşulu ile yaşıtları ile zaman geçirmesine ve aile dışı sosyal ilişkiler geliştirmesine müsaade ederek bu dönemdeki gelişim desteklenmelidir.

 

 

 

 

 

 


Köşe Yazıları
 
Telif Hakkı © Haber Medya Grubu
RSS Samsun haber İletişim