RESUL AKÇAY    

              ATATÜRK’ÜN GÖZÜYLE BASIN VE SPOR

            Ulu önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün basın ve spor ile ilgili düşünceleri ve öngörüleri, aradan geçen onca zamana rağmen kıymetini hala koruyor.

            Derin manalar ihtiva eden, geleceğe ışık tutan, tutmaya da devam edecek yüksek öngörüye sahip bu sözleri sizlerle paylaşmak istedim.

            Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün çeşitli toplantılarda bir vesile ile basın hakkındaki söylemleri şunlar:

  • Basın milletin umumi sesidir. Bir milleti aydınlatma ve uyarmada, bir millete muhtaç olduğu fikri gıdayı vermekte, özet olarak bir milletin mutluluk hedefi olan müşterek yönde yürümesini teminde, basın başlı başına bir kuvvet, bir mektep, bir rehberdir. ( 1922)
  • Türkiye basını, milletin geçek ses ve iradesinin belirleme yeri olan Cumhuriyetin etrafında çelikten bir kale meydana getirecektir. Bir fikir kalesi, düşünüş kalesi. Basınla ilgili kişilerden bunu istemek cumhuriyetin hakkıdır. (1924)
  • Özel amaçla yayın yapan bazı gazetelerin, halkın çoğunluğu üzerinde yaptığı tesir her memlekette olduğu gibi o gazetelerin lehinde değildir. (1924)
  • Basının tam ve geniş hürriyeti iyi kullanmasının, ne derecede nazik bir vaziyet olduğunu söylemeye lüzum görmem. Her türlü kanuni kayıtlardan evvel bir kalem sahibinin ilme, ihtiyaca ve kendi siyasi görüşlerine olduğu kadar vatandaşların hukukuna ve memleketin, her türlü hususi görüşlerin üstünde olan, yüksek menfaatlerine de dikkat ve hürmet etmek manevi zorunluluğu, asıl bu mecburiyettir ki umumi düzeni temin edebilir. Bununla beraber bu yolda yanılma ve kusur olsa bile bu kusuru düzeltecek etken ve araç, asla mazide zannolunduğu gibi basın hürriyetini kayıtlayan bağlar değildir. Aksine basın hürriyetinden doğan mahzurların giderilme vasıtası, yine basın hürriyetidir. (1924)
  • Cumhuriyet devrinin kendi düşünce ve ahlakıyla donanmış, basınını yine ancak Cumhuriyetin kendisi yetiştirir. (1925)
  • Tıbbî bir hıfzıssıhha olduğu gibi, toplumsal bir hıfzıssıhha da vardır. Her ikisi aynı kurala dayanır. Maddi mikropları yok etmek mümkün olmadığı gibi, manevi mikropları da yok etmek mümkün değildir. Fakat şahsın vücudunda cismani bir sıhhat yaratmak mümkün olduğu gibi, toplumsal bünyede de manevi bir sıhhat yaratmak ve bu suretle bir direnç zemini hazırlamak mümkündür. (1930)

            Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün spor ve sporcu sağlığı ile ilgili düşüncelerine dönemin ünlü pehlivanlarından Kurtdereli Mehmet’e yazdığı mektupla başlamak gerekirse;

  • Seni cihanda büyük ün almış bir Türk pehlivanı tanıdım. Parlak başarılarının sırrını şu sözlerle izah ettiğini de öğrendim: “Ben her güreşte arkamda Türk milletinin bulunduğunu ve milletin şerefini düşünürüm !”

            Bu dediğini, en az yaptıkların kadar beğendim. Onun için senin bu değerli sözünü Türk sporcularına bir meslek ilkesi olarak kaydediyorum. Bununla senden ve sözlerinden ne kadar çok memnun olduğumu anlarsın. (1931)

  • Her çeşit spor faaliyetlerini, Türk gençliğinin milli terbiyesinin ana unsurlarından saymak lazımdır. (1937)
  • Spor yalnız beden kabiliyetinin bir üstünlüğü sayılamaz. İdrak ve zeka, ahlak da bu işe yardım eder. Zeka ve kavrayışı kısa olan kuvvetliler, zeka ve kavrayışı yerinde olan daha az kuvvetlilerle başa çıkamaz. Ben sporcunun zeki, çevik aynı zamanda da ahlaklısını severim.
  • Türk sosyal bünyesinde spor hareketlerini düzenlemekle görevli olanlar, Türk çocuklarının spor hayatını yükseltmeyi düşünürken, sadece gösteriş için herhangi bir yarışmada kazanmak emeliyle bir spor çizmezler. Esas olan, bütün her yaştaki Türkler için beden eğitimini sağlamaktır. “Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur” sözünü atalarımız boşuna söylememişlerdir. (1937)
  • Kendine inkılabın ve inkılapçılığın çeşitli ve hayati vazifeler verdiği Türk vatandaşının sağlığı ve sağlamlığı, her zaman, üzerinde dikkatle durulacak milli meselemizdir. (1937)
  • Türk’e ev ve bark olan her yer; sağlığın, temizliğin, güzelliğin, modern kültürün örneği olacaktır. (1935)

 


Köşe Yazıları
 
Telif Hakkı © Haber Medya Grubu
RSS Samsun haber İletişim